"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Sadece akit sebebiyle ücretin mülk edinilmesi

Satıcının semen (para vb.) ile alışverişe malik olması gibi -kiracı bir ücret şartı koşmadığı halde- kiraya veren şahıs da mutlak olarak sadece akit sebebiyle ücrete malik olur. Bunu, İmam Şafii ifade etmiştir. Çünkü bu, karşılıklı bir muavaza akdi şeklinde ıtlak edilen bir ivazdır; dolayısıyla da -semen ve mehir gibi- akdin mutlak oluşuna hak sahibi sayılır.

İmam Malik ve Ebu Hanife ise: Akit sebebiyle bu ücrete malik olamayacağından, buna ancak gününe gün olmak şekliyle talep etmesi durumunda ve ücretin peşinen olmasını şart koşması halinde hak sahibi olabilir, demişlerdir. Ebu Hanife şunu da söyler: Ancak elbise de olduğu gibi bunun malum olması da gerekmektedir. Çünkü Yüce Allah : “Sizin için çocuğu emzirirlerse onlara ücretlerini verin…” (Talak Suresi 6) buyurmuştur. Burada süt emzirme işinden sonra ücreti vermeyi emir buyurmuştur. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ise şöyle buyurmuştur: “Yüce Allah buyurmuştur ki: Kıyamet gününde ben üç zümrenin hasmıyım… Zikrettiği bir zümre de şudur: Bir adam ki birisini kiralamıştır, ondan istifade etmiştir, ücretini ise vermemiştir.”

İş ve amelden sonra ücreti vermekten imtina edenlere tehditler gelmiştir. Bu da söz konusu olan durumun vacip halinde olduğuna delalet eder. Bir de bu, ivazı verenin malik olmadığı bir ivaz şeklidir. Bu nedenle -fasit bir akitte baş gösteren ivazdaki gibi- onu teslim etmesi gereklilik arz etmez.

Şöyle cevap verilmiştir: Akit içinde şarta bağlı olarak peşinen icra edilmiş bir ivaz olması hasebiyle -zikri geçtiği üzere- akdin mutlak oluşuyla peşin şekilde icra edilmesi de vacip olur. Ayet-i kerimeye gelince, muhtemeldir ki burada süt emzirme işinden yahut bizzat teslim edilmesi esnasında ücreti vermeyi kasdetmiştir. Sonra bu, hitabın deliline bağlı kalmak demektir; zira onlar da zaten bunu söylememektedirler. Aynı şekilde hadise bakarsak, söz konusu ücretin herhangi bir zaman zarfında verilme hali, öncesinde verilmesinin gerekliliğine engel değildir. Nitekim Yüce Allah’ın: “Onlardan faydalanmanıza karşılık kararlaştırılmış olan mehirlerini verin.” (Nisa Suresi: 24) buyruğu da bu minvaldedir. Mehir ise cinsel ilişkiden önce gerekli olur. Hadise verilecek cevap bu yöndedir. Buna delalet eden bir husus da iş bittikten sonra ücretin verilmemesinin kuşkusuz tehdide sebebiyet vermiş olacağıdır. Hatta onlar: Ücretin kısım kısım da olsa verilmesi icap eder, demişlerdir.

Diğer cevap şöyledir: Ayet-i kerime ve hadislere gelince, bunlar sadece bir iş ve amelin ücretle kiralanmış hususları bağlamında varit olmuştur. Ama hakkında kiranın bir süre üzere vaki olduğu şeylere gelince bunlara bir taarruzu yoktur.

Kira, bir iş üzere olduğu vakit, ücret aynı şekilde kira akdi sebebiyle hak sahibi olur. Ancak söz konusu ücret, ancak amelin teslim edilmesi ve icrası anında hak edilir. Ücretin teslim hak edişinin tevakkuf etmesi (durması) iş ve amel üzerinde gerçekleşebilir; çünkü bu bir ivaz sayıldığı için teslim edilmesi, ancak ivazı veren şahsın teslimi olursa mümkündür. Tıpkı satılan malda söz konusu olan mehir ve semen gibi. Kira, ayni mallarda ayrıma tabi tutulur; çünkü teslim edilişi, faydalarının teslimi mecrasında akıp gider. Ne zaman ki zimmette bir menfaat üzere bulunacak olur da menfaatin teslim edilmesi elde edilmez ve bunun yerini bir şey doldurmayacak olursa, bu takdirde ücretin teslim hak edişinin tevakkuf etmesi (durması), amelin teslim edilmesi üzerinde sirayet eder.

Ücretin vadeyle verilmesini şart koşarsa, bunun vadeye kadar süresi olur. Gün, gün, ay ve ay, bundan fazlası yahut azı için kısım kısım verilmesini şart koşarsa, itibar edecekleri her iki tarafın da üzerinde ittifak ettikleri hükme göredir. Çünkü bir malın kiraya verilmesi satılması gibi kabul edilir. Satılması ise semenin hem peşinen ve hem de vadeli şekliyle geçerli olur, kiraya verilmesi de böyledir.

Kiracı ortaya çıkan menfaatleri elde etmesi durumunda, ücret vermesi kesinleşmiş olur. Çünkü o, üzerinde akdin gerçekleştiği şeyi kabzetmiş olması sebebiyle, bedeli de vermesi kesinlik kazanır, sanki satılan malı kabzetmiş gibi kabul edilir.

Üzerinde kiranın vaki olduğu ayni mal kendisine teslim edilir, süresi geçer ve faydalanmaktan onu engelleyecek bir engel de yoksa -faydalanmamış olsa dahi- ücreti ödemesi kesinlik kazanır. Çünkü üzerinde akdin gerçekleştiği şey onun eli altında telef olmuştur ki, o da kendisine aittir. Buna göre bedelini ödemesi kesinleşir, tıpkı müşterinin elinde telef olması durumunda satılan malın semeni gibi kabul edilir.

Kiraya veren kişi malı teslim eder ve süre geçene kadar da kiracı onu teslim almayacak olursa, (kiracının) bunun ücretini vermesi kesinlik kazanır. Çünkü söz konusu faydalar, kira süresinde onun tercihi ile telef olmuş ve gitmiştir, öyleyse -sanki mal elindeymiş gibi- onun ücretini vermesi de kesinlik kazanmış olur.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/akit-sebebiyle-faydali-seylerin-mulk-edinilmesi/,https://kutsalayet.de/her-ay-belli-bir-sey-karsiliginda-kiraya-vermek/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız