"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Kira süresi

Kira/icar eğer bir süre üzere vaki olursa, bu durumda sürenin -ay yahut sene gibi- malum olması icap etmektedir. el-Muvaffak der ki: Bildiğimiz kadarıyla bunda bir ihtilaf yoktur.

Şayet kira akdi mutlak olarak “bir sene” şeklinde takdir edilmiş olursa, hilale (kameri aya) göre seneye hamledilir. Çünkü şeriat de kasdedilen kameri aylardır. Eğer “kameri aylara göre bir sene” diyerek şart koşmuşsa, bu sözü pekiştirme anlamında sayılır. Eğer: “Sayı olarak yahut günlerle olmak üzere bir sene” şeklinde kirayı şart koşacak olursa, bu durumda kira süresi, üç yüz altmış gün olur. Çünkü adet bakımından bir ay, otuz gündür. Eğer her iki taraf da bir sene olan kira süresini Rumi (takvim), Şemsi, Farisi yahut Kıbti (takvim) olarak sayacak olurlar ve bunu da bilecek olurlarsa, caiz olur. Bu durumda kira süresi, üç yüz altmış beş gün olur. İki taraftan birisi bu süreyi bilmeyecek olursa, akit sahih olmaz; çünkü süresi ona göre meçhuldür.

İcar süresinde iken akdin peşine şart koşulamaz, bilakis beşinci seneyi ücretlendirecek olur, iki taraf da üçüncü senede olurlarsa yahut Muharrem ayında oldukları halde Recep ayını ücretlendirecek olurlarsa akit sahih olur. Bunu, Ebu Hanife söylemiştir. İmam Şafî ise: Bu, sahih olmaz, demiştir. Ancak icarında bulunan kişiye onu ücretlendirmesi durumunda iki görüş gelmiştir. Zira bu halihazırda teslim edilmesi mümkün olmayan bir akit sayıldığından, bu yönüyle gasb edilen bir malın kiraya verilmesine benzer. Şöyle (de) demiştir: Bir devenin, ancak bundan çıkıldığı vakit bizzat aynını kiraya vermek caiz olur.

el-Muvaffak der ki: Bize göre bunun, başkasıyla beraber caiz olan akdin süresi de vardır. Bu durumda -akdin peşine olduğu gibi- insanların genelinin yanında tek olarak da bu akdin icra edilmesi caiz olur. Bir malın teslim edilmesine muktedir olmanın şart koşulması -hakkında teslim imkanı olan mal gibi- teslimi vacip olması halinde geçerlidir… Onun zikrettiği ise kiraya veren kimse tarafından ücretlendirilmesiyle geçersiz olur. Çünkü onu zikretmesi halinde bu geçerli sayılır.

Eğer icar, akdin hemen peşi süresinde vaki olursa, o takdirde akdin başından beri zikredilmesine ihtiyacı yoktur. Eğer peşine olmazsa, o zaman başından zikredilmesi gerekli olur; zira bu, akdin her iki tarafı sayılır. Bu sebeple -sonunda olduğu gibi- bunun bilinmesine ihtiyaç duyar.

Kira süresinden fazlası takdir edilemez. Bilakis çok da olsa o kira süresinin kendisinin kiraya verilmiş olması caiz olur… Bu, ilim ehlinin büyük çoğunluğunun görüşüdür. Sadece Şafî ashabı mezhep içerisinde ihtilaf etmişlerdir. Onlardan kimisi; Bu minvalde Şafî mezhebine ait iki görüşünün olduğunu söylemiştir: Birisi: Diğer ilim ehlinin görüşüyle aynıdır ki, doğru olan da budur. İkincisi ise: Bir seneden fazla kiranın caiz olmayacağıdır. Çünkü bu süre’den fazlasına ihtiyaç duyulmaz. Onlardan kimisi de mezhebe ait üçüncü bir görüşün olduğunu belirtmiştir, o da: Otuz seneden daha fazla süre kiranın caiz olacağı yöndedir. Çünkü ayni mallar genellikle bu süreden daha fazla şekilde kalmayacağından ötürü, fiyatı ve ücreti değişiklik göstermektedirler.

Şöyle cevap verilmiştir: Bir defa süresi “bir sene” olarak caiz olan akdin, süresinin daha fazla olması da caizdir, tıpkı alışveriş ve müsakat akdi gibi. Bunun yanında “bir sene ve otuz…” şeklinde sürenin takdir edilmesi ise hüküm vermek demektir, delili de yoktur. Dolayısıyla ne fazlası ve ne de eksik olması, takdir edilmesinden evla değildir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/faydalar-elde-etmek-icin-icra-edilen-icar-kira-akdi/,https://kutsalayet.de/kira-akdinde-soz-konusu-olan-is-ve-sure-kira-iki-kisma-ayrilir/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız