"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Müzaraa Nedir ?

Müzaraa: Çıkacak mahsul aralarında ortak olmak üzere, tarla sahibinin araziyi işçiye verdiği (ziraat) ortaklığıdır. Bu, ilim ehlinin çoğunun görüşüne göre caiz bir akittir. Nitekim İbn Ömer’den rivayet edildiğine göre; “Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem), Hayber halkı ile, çıkacak meyve veya ekinlerin yarısı üzerinde müsakat anlaşması yaptı.” Buharî ve Müslim, bu hadis hakkında ittifak etmiştir.

Ebu Cafer şöyle demiştir: “Medine’de muhacir aileden hiçbiri yoktu ki, üçte veya dörtte bir pay ile ziraat ortaklığı yapmasın.” Bu konu, sahih, meşhur olarak gelmiş ve Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) vefat edene değin bu amel üzere bulunmuştur. Sonra Raşit halifeleri de vefat edene değin bu amel üzere bulunmuşlardır. Allah’ın Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem)’in eşleri de O’ndan sonra bu amel üzere bulunmuşlardır.

Zira İbn Ömer’den nakledildiğine göre: “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), meyve ve ekinden çıkacak olan bütün mahsulün yarısı karşılığında Hayber’i (Yahudilere) verdi. Her sene eşlerine, yüz vesk veriyordu. Seksen vesk kuru hurma, yirmi vesk arpa. Hz. Ömer (radıyallahu anh) başa geçince, Hayber’i taksim etti ve Allah’ın Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem)’in eşlerini, kendilerine arazi ve suyu ikta etmek veya her yıl almakta oldukları veskleri tazmin etme arasında muhayyer bıraktı. Onlar, bu teklifi benimsemede farklı kararlara vardılar. Bir kısmı arazi ve suyu tercih etti, bir kısmı da veskleri tercih etti.” Buharî ve Müslim, bu hadis hakkında ittifak etmiştir.

Buna benzer hadislerin neshedilmesi ise caiz değildir. Çünkü nesh ancak Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in hayatında iken söz konusu olur.

Peki, vefatına değin Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in amel ettiği bir uygulama, sonrasında Raşit halifelerinin amel ettiği ve ashab-ı kiram’ın üzerinde icma edip amel ettikleri, kendilerine de bu noktada kimsenin muhalefet etmediği söz konusu olan bu uygulamanın neshedilmesi nasıl caiz olsun? Ve ne zaman caiz olabilir ki?

İmam Şafii, arazi beyazlığının (yumuşaklığının) daha az olması durumunda hurma ağacı arasındaki arazide söz konusu olan müzaraa’ya cevaz vermiştir. Ama beyazlığı daha fazla olursa bu durumda ondan iki görüş gelmiştir. Beyaz toprağın olması halinde müzaraa’yı men etmiştir. Çünkü Rafi b. Hadîc’in yaptığı rivayete göre, kendisi şöyle demiştir: “Biz, Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) zamanında arazi icarı akdi yapardık da tarlaları mahsulün üçte biri yahut dörtte biri veyahut kararlaştırılan zahire mukabilinde kiraya verirdik. Bir gün amcalarımdan biri bize geldi ve şöyle dedi: ‘Allah’ın Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) bizleri, bizim için menfaatli olan bir işten men etti. Allah’a ve Rasulüne itaat etmek ise bizim için daha hayırlıdır. Hz. Peygamber, bizleri arazi icarı akdi yapıp da tarlaları mahsulün üçte biri yahut dörtte biri veyahut kararlaştırılan zahire miktarı karşılığında kiraya vermekten nehyetti ve arazi sahibine, tarlasını kendisinin ekmesini yahut başkasına (ücretsiz verip) ektirmesini emir buyurdu.’”

İbn Ömer şöyle der: “Önceleri biz arazinin kiraya verilmesinde bir mahzur görmezdik. Ancak Rafi, Allah Resulü’nün bunu yasakladığını sanmıştır.”

Cabir ise şöyle der: “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), muhabere’den nehyetti.” Buharî ve Müslim, bu hadis hakkında ittifak etmiştir.

Şüphesiz tüm bu hadislerin her biri sahihtir ve üzerinde ittifak edilmiştir. Muhabere, müzaraa anlamına gelir ve yumuşak toprak demek olan hibar ifadesinden türetilmiştir. Hubeyr ise tarlanın sürülmesidir; bunun Hayber halkının muamelesi olan muhabere demek olduğu da söylenmiştir. Cabir hadisi, bu konuyu açıklar bir ifadeyle gelmiştir. O der ki: “Onlar (sahabeler), arazilerini üçte bir, dörtte bir ve yarısı olmak üzere anlaşarak ekerlerdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdular: ‘Her kimin arazisi varsa kendisi eksin veya kardeşine ekmesi için versin. Eğer istemiyorsa arazisini elinde tutsun.’” Buharî ve Müslim, bu hadis hakkında ittifak etmiştir.

el-Muvaffak şöyle demiştir: Onların ileri sürdükleri gerekçelere gelirsek, Rafi b. Hadic hadisi hakkında dört görüşle cevap verilir:
1) Kendisi aktardığı bu hadisinde, fasit oluşunda ihtilaf edilmeyen şeylerden nehyedilen hususu tefsir etmiştir. Çünkü kendisi şöyle demiştir: “Biz, Ensar’ın en çok tarla sahibi olanlarındandık. Araziyi; şurası bizim ve şurası kiracıların olmak şartıyla kiraya verirdik. Çok defa, birinin arazisi ürün verir ve diğerininki ürün vermezdi. Bundan dolayı Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), bunu bize yasakladı. Ama gümüş karşılığında kiraya vermeye gelince, bunu bize yasaklamadı.” Buharî ve Müslim, bu hadis hakkında ittifak etmiştir.
Bir lafız ise şöyledir: “Malum olup tazmin edilmiş bir şeye gelince, bunda ise bir sakınca yoktur.” Bu da tartışma mahallinden çıktığından, bu noktada onun için bir delil yoktur, her iki hadis arasında da bir çelişki bulunmamaktadır.

2) Onun (yani ravi olan Rafi’nin) bu hadisi, üçte bir ve dörtte bir ile kiraya verme konusu hakkında varit olmuştur. Söz konusu olan tartışma ise müzaraa hakkındadır, onun bu hadisi de asli itibariyle müzaraa konusuna delalet etmemektedir. Bunun yanında müzaraa’nın yer aldığı bu hadisi kiraya hamledilmektedir. Çünkü bu kıssa, tek bir kıssadır ve farklı lafızlarla rivayet edilmiştir. Dolayısıyla her iki lafzın da diğerine uygun bir şekilde yorumlanması gerekmektedir.

3) Rafi’in aktardığı hadisler muztarip şekilde gelmiştir ve birçok farklılıklara haizdir. Bu nedenle münferit gelmesi halinde amel etmekten kaçınmak gerekir. Durum böyle iken bizim aktardığımız hadisin önüne bu nasıl geçirilebilir?
İmam Ahmed: Rafi’ hadisi çok renklidir, demiştir. Bunun yanında: “Rafi’in hadisinde muztarip ifadeler de yer almaktadır.” demiştir.
İbn Münzir ise şöyle der: Rafi’ den birçok illetli hadis gelmiştir. Bu da söz konusu yasağın bu sebeple olduğuna delalet etmektedir… Nitekim sahabe fakihlerinden olan Zeyd b. Sabit ve İbn Abbas da onu kabul etmeyenlerdendi… Sonra Rafi’in aktardığı hadislerden kimisi icmaya da ters düşmektedir ki, bu da mutlak olarak tarla ve ekim işinin kiraya verilmesini yasaklamış olmasıdır. Bu hadislerden kimisi de -açıkladığımız üzere- hakkında fasit oluşunda ihtilaf bulunmayanlardır…

4) Rafi’in hadisinin sahih olduğunu varsayalım, yorumunun mümteni ve cem edilmesinin de mümkün olmadığını hesaba katalım, bu durumda bu hadisin mensuh olması vacip olur. Çünkü iki hadisten birisinin neshedilmesi (kaldırılması) gerekmektedir. Hayber hadisinin neshedilmesini söylemek imkansızdır; çünkü vefatına değin Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) bu cihet üzere amel etmiştir. O’ndan sonra da Tabiin asrına kadar sahabeler bu cihet üzere amel etmişlerdir. Öyleyse neshedilmesi ne zaman söz konusu olabilir ki?

Cabir’in, muhabere’nin yasak oluşuna dair naklettiği hadise gelince, bunun Rafi’in hadisi üzere yorumlanan (ve zikri geçen) maddelerden herhangi birisi üzere hamledilmesi gerekmektedir. Zira o, Hayber hadisini de nakleden kişidir. Buna göre imkan dahilinde hadisin arasının cem edilmesi gereklilik arz eder. Sonra eğer müzaraa hakkında bu hamledilmiş olsa o zaman da -zikrettiğimiz üzere neshi imkansız olduğu için- Hayber kıssasından dolayı mensuh olur…

Şafii ashabı ise: Hurma ağaçları arasındaki araziler şeklinde gelen hadislerle, beyaz arazi üzere bu akdin yasak olduğuna dair gelen hadislerin arası cem edilir, demişlerdir. Ama biz bunun, şu gelen hususlar sebebiyle (doğrudan) uzak bir görüş olduğunu söyleriz:
1) Bir defa (doğrudan) uzak olması, büyükçe bir şehir olması, ondan kırk bin vesk beyaz toprak şeklinde gelmesidir. Bir uzak olduğu da toprağın bir kısmı üzerinde muamele olması, diğer kısmı üzerinde olmamasıdır. Bu şekilde tüm raviler de söz konusu hadisteki kıssayı özlü olarak ayrıntıya girmeden genel manada nakletmişlerdir.
2) Onların yorumu bağlamında zikrettikleri ifadelerin bir delil yoktur. Bizim zikrettiklerimiz ise birtakım rivayetlere dayanmaktadır.
3) İleri sürdükleri görüşler, iki hadisten her birisinin mukayyet olmasına götürmektedir; halbuki bizim zikrettiğimiz sadece birisine hamledilmektedir.
4) Bizim zikrettiğimiz görüş, Raşit halifelerin ve ashab-ı kiramdan fakih olanların ameline uygun ve muvafık düşmektedir. Onlar ki Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in hadisini daha iyi bilen, O’nun sünnetini ve manasını daha iyi kavrayanlardır. Şüphesiz onlar, kendilerine muhalefet edenlerin görüşünden daha öncelikli sayılırlar.
5) Bizim görüşümüz üzerinde icma edilmiş olandır. Çünkü Ebu Cafer bunu, Medine’deki tüm hane sahiplerinden rivayet etmiştir. Dört büyük halifeden, hanelerinden ve ashab-ı kiramın fakihlerinden olmak üzere nakilde bulunmuştur. Bu da bu şekilde devam edip gitmiştir. Nitekim bu, gizlenmesi caiz olmayan konular arasında sayılır. Sahabeden -Allah kendilerinden razı olsun- de buna karşı çıkan olmadığı içindir ki bu bir icma halini almıştır. Bu görüşün tersine zikredilen rivayete gelince, bunun fasit (ve geçersiz) olduğunu izah etmiştik. Dolayısıyla bu, ashab-ı kiram tarafından bir icma şeklinde teşekkül ettiğinden, artık tersini söyleyenin görüşüne iltifat edilmez.
Zaten kıyas da bunu ifade etmektedir. Çünkü arazi, bir ayni maldır ve üzerinde icra edilen emek ve iş sayesinde nema gösterir. Öyleyse -bir kısmı üzerinde nema söz konusu da olsa- üzerinde muamelede bulunmak caizdir. Mudarebe muamelesindeki semenler ile müsakat akdindeki hurma ağaçları bu minvalde ele alınmaktadır… Bir de bu tür müzaraa muamelesine ihtiyaç da vardır. Çünkü arazi sahipleri kimi zaman tarıma, ekim işine muktedir olamazlar. İşçiler de arazileri olmaması hasebiyle kimi zaman tarıma ve ekime ihtiyaç duyarlar. Mudarebe ve müsakat konusunda dediğimiz üzere bu da, şeriatın hikmeti gereği müzaraa akdinin caiz olacağını gerektirmektedir.

Konu anlaşıldığına göre; Müzaraa’nın hükmü, işçiye tarım ve ziraatın bir bölümünü kullanmasının cevazı, gerekliliği, işçi ile mal sahibine lazım olan konular ve diğer ahkama dair hususlar yönüyle, müsakat’ın hükmüyle aynıdır.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/musakat-konusuna-ters-dusecek-sart/,https://kutsalayet.de/muzaraa-akdinde-soz-konusu-olan-tohum-konusu/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız