Kim, bir şeyi gasb ederse elinde kaldığı sürece onu geri vermesi gerekmektedir. el-Muvaffak der ki: Bildiğimiz kadarıyla bunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur: “Aldığı şeyi sahibine ödemek ele bir vecibedir.” Zira gasba uğramış bir kişinin hakkı bizzat kendi malına ve maliyetine taalluk ettiğinden bu, yalnız o malın geri verilmesiyle yerine gelmiş olur. Dolayısıyla elinde iken mal telef olmuşsa onun bedelini vermesi gerekli olur. Çünkü malın kendisini geri vermek mümkün olmazsa, maliyeti noktasında onun yerini alan şeylerin de geri verilmesi vacip olur.
Sonra bakılır şayet bunlar –hububat ve yağlarda olduğu gibi– parçaları misli misline olur ve sıfatları da birbirine yakın olursa, misli vacip olur. Çünkü misli ona kıymetinden daha yakındır. Şayet sıfatları birbirine yakın olmaz, keylî ve veznî de olmazlarsa, bir topluluğun görüşüne göre bunun da kıymetini vermek vacip olur. Nitekim bu minvalde Abdullah b. Ömer, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’den şöyle buyurduğunu aktarmıştır: “Bir kimse bir köle üzerindeki hissesini bağışlar ve bu kişinin kölenin kıymetinden kalan kısmına yetecek kadar parası da bulunursa, kölenin bedeli adil bir şekilde takdir edilir…” Buharî ve Müslim, bu hadis hakkında ittifak etmiştir.
Burada ortağın hissesinde takviye ve takdir emredilmektedir. Çünkü (ortak açısından) kölenin hürleştirilmesi telef olması demek olacağından, mislinin verilmesi emredilmemiştir. Bir de bu hususların parçaları eşitlenememektedir, sıfatları da birbirinden farklı bulunmaktadır; onun için bu durumda iken kıymetinin verilmesi daha adil ve hakka daha yakın olur; zira evla olan da budur.
Dirhem, dinar, hububat ve yağlar gibi parçaları misli misline olan ve sıfatları da birbirine yakın bulunan şeylere gelince –ihtilafsız olarak– bunlar mislince tazmin edilir. Ama diğer keylî ve veznî olan eşyalara gelince, İmam Ahmed’in sözünün zahirinden anlaşılan bunların da mislince tazmin edileceğidir. Ancak kendilerinde bir tür sanatın (el emeğinin) bulunduğu, demirden ve bakırdan yapılan kap ve aletler, benzeri sayılan altın ve gümüşten süs eşyalar vb. ile ipek, keten, pamuk ve yünden dikilmiş eşyalar ile bunlardan mamul olan eşyaların ise kıymeti tazmin edilir. Zira sanat (el emeği) kıymeti noktasında etkilidir, bu farklı olarak ele alınmaktadır; çünkü kıymeti daha dardır. Bu yönüyle keylî ve veznî olmayan eşyalara benzemektedir.
Şayet kıymetiyle tazmin edilen eşyalar semen/ürünler cinsinden olursa, kıymetinin galip olarak elden nakit şeklinde verilmesi gerekir. Bu eğer cinsinden olmazsa her halükarda vacip olur. Cinsinden olur ve veznî olursa, o zaman vacip olur. Daha çok yahut da az olursa, cinsi dışında takviyesi yapılır ki, ribâ’ya götürmüş olmasın.