"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Çoğun istisnası

İhtilafsız olarak küllün (tamamın ve hepsinin) istisnası geçerli değildir. Çünkü istisna, lafzın içerdiği birtakım durumları kaldırmaktadır. İstisnai küll ise hepsini ve tamamını kaldırmakta, hepsini istisna etmektedir. Buna göre sahih olacak olursa, bu durumda sözün hepsi boş ve anlamsız olur.
(Hanbeli) mezhebimiz ise istisna noktasında yarısını geçmesi halinde bunun caiz olmayacağını belirtmişlerdir. Çünkü Arap dilinde istisna sadece azında varit olmuştur; zira çoğunluğu noktasındaki istisnayı onlar kabul etmemişlerdir.
ez-Zeccac der ki: İstisna ancak azında söz konusu olmak üzere gelir, çok olanda ise böyle gelmez. Mesela bir kişi: “Yüz ama doksan dokuz hariç.” dese bu kimse Arapça konuşmuş olmaz, sözü bilinçli olarak söylemiş de sayılmaz; ancak o, “lakin” demiş olur.
el-Kuteybe ise şöyle demiştir: “Bir gün hariç bir ay oruç tuttum.” denilir; ancak “Yirmi dokuz gün hariç bir ay oruç tuttum.” denilmez. Aynı şekilde “Kavmin hepsini gördüm, ancak bir iki tanesini görmedim.” denilebilir; ama “Kavmi gördüm ancak çoğunu görmedim.” denilemez. O zaman ifade edilen sözde bu doğru olmadığına göre -tıpkı istisnai küll gibi- ikrar ettiği konuyu da havale edemez demek olur.

Ebu Hanife, İmam Malik, İmam Şafii ve arkadaşları ise şöyle demişlerdir: Küllü (hepsini) istisna etmediği sürece bu (istisna şekli) sahih ve geçerli olur. Mesela: “Onun bende yüz dirhemi vardı, doksan dokuzu hariç.” derse yalnız bir tanesini gerekli saymış olur. Buna dair delil Yüce Allah’ın şu buyruklarıdır: “İblis: Senin mutlak kudretine andolsun ki, onların hepsini mutlaka azdıracağım. Ancak onlardan ihlâslı kulların hariç, dedi.” (Sad suresi 82, 83) ve “Şüphesiz kullarım üzerinde senin bir hâkimiyetin yoktur. Ancak azgınlardan sana uyanlar müstesna.” (Hicr Suresi: 42) Kullardan azgınlaşmış olanları ve aynı şekilde azgınlaşmış olan kulları istisna etmiştir, daha fazla ve çok olan istisna edilmiştir. Bu da şüphesiz küllün (çoğunluğun) istisnasına delalet etmektedir.

Şöyle cevap verilmiştir: Birinci ayet, Ademoğlu içindeki ihlaslı kulları istisna etmekte ve sayıca onların az olduğunu ifade etmektedir. Diğer ayette de kullar içinde azgınlaşmış olanları istisna etmekte ve onların az olduğunu belirtmektedir. Çünkü melekler de -azgınlaşmış varlıklar olmadıkları halde- kullardan sayılırlar. Allah’u Teala: “Bilakis (melekler), lütuf ve ihsana mazhar olmuş kullardır.” (Enbiya Suresi: 26) buyurmuştur. Bu ayet-i kerimedeki istisnanın “munkatı” istisna olduğu ve istidrak manasında kullanıldığı söylenmiştir. O zaman “Şüphesiz kullarım üzerinde senin bir hâkimiyetin yoktur.” (Hicr Suresi 42) buyruğu genel manası üzere kalır ve ondan bir şey istisna edilmez, sonra başlangıç cümlesi gelerek şöyle devam eder: “Ancak azgınlardan sana uyanlar müstesna.” (Hicr Suresi 42) Yani ancak azgınlardan sana (ey şeytan) tabi olanlar müstesnadır; zira onlar sana uyarak azgınlaştılar. Nitekim ayetin bu manada doğru olarak anlaşılacağına delalet eden bir delil de diğer ayette şeytana uyanlar hakkındaki şu buyruğudur: “Zaten benim size karşı bir gücüm yoktu. Ben, sadece sizi (inkâra) çağırdım, siz de benim davetime hemen koştunuz.” (İbrahim Suresi 22) Dolayısıyla onlar lehine bir hüccet bulunmamaktadır.

Yarı istisna (yarı yarıya eşit durumda gelen istisna) hakkında ise iki görüş gelmiştir:
Birincisi, bu caizdir; çünkü daha çoğu ve fazlasında istisna gelmemiştir. Onun için bu -az olanda olduğu gibi- caiz olur.
İkincisi ise caiz değildir. Çünkü Arapların sözlerinde istisna çoğu değil, azı hakkında gelmiştir; yarı olması ise az anlamına gelmez.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/ikrardan-rucu-etmek/,https://kutsalayet.de/ikrar-konusunda-muphemlik-ve-aciklama/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız