el-Muvaffak der ki: Alım ve satım konusunda vekil kılmanın cevazı noktasında bir ihtilafın olduğunu bilmiyoruz.
Havale, rehin, daman, kefalet, şirket, vedia, mudârebe, cuâle, musâkat, icâre, karz, sulh, vasiyet, hibe, vakıf, sadaka, fesh ve ibra gibi konularda vekâlet câizdir. Çünkü vekâlet, alım-satım noktasında başkasının yerine vekil olmaya ihtiyaç duyulması anlamındadır ve bu sebeple de vekâlet hükmü sabit olur. el-Muvaffak: “Bu noktada bir ihtilafın olduğunu bilmiyoruz,” demiştir.
Nikâhtaki îcap ve kabul konusunda vekil olmak câizdir. Çünkü buna ihtiyaç vardır; zira kimi zaman uzak bir mekânda olunduğu için oraya gidilmesi imkân dahilinde olmayabilir. (İşte o zaman vekâlet devreye girer.)
Vekâlet, talâk, hul’, ric’at ve itâk gibi konularda da câizdir. Zira alım-satım ve nikâh konularında duyulan ihtiyaç gibi bu konularda da vekâlete ihtiyaç vardır. Bunun yanında ihyâu’l-mevât (ölü arazileri elverişli hâle getirmek), av ve ihtişaş (kuru ot biriktirmek) gibi mübah olan konuların elde edilmesinde de vekâlet câizdir. Çünkü belli olmayan bir sebebe binaen malı temellük etmiş olacağından, bu hususta vekâlet yapmak satış ve hibe konularında olduğu gibi câiz sayılmaktadır.
Kısasın ve kazf (zina iftirası) haddinin ispatında, müvekkilin huzurunda yahut gıyabında yerine getirilmesinde vekâlet etmek de câizdir. Çünkü bunlar kul haklarından sayılır ve bunlarda vekâlet vermeye ihtiyaç duyulmaktadır. Zira kimi zaman bir hakkı olan kimse bu alacağını güzel şekilde yerine getiremeyebilir yahut kendisi için bunları icra etmelerini istemeyebilir.