"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Âmil, emîn kimsedir

Âmil, mudârebe malında emîn kimsedir. Çünkü o, izin dâhilinde başkasının malında tasarruf edebilmektedir; kendi faydasına bunu gerçekleştirmediğinden dolayı bu yönüyle vekil gibi emîn bir kimse sayılmaktadır. Bu durumda, sermayenin miktarı hakkında söyleyeceği sözüne bakılır, itibar edilir. Aynı şekilde, malın telef olmasına ve ziyana uğradığına dair söylediği sözüne de itibar edilir. Bir hainliğin ve aşırılığın söz konusu olduğunu iddia etmesi durumunda, bunu hem kendisi hem de mudârebe için satın aldığını iddia etmesiyle ortaya koyup ibraz eder. Çünkü buradaki anlaşmazlık onun niyetindedir; yani kendisi bu niyetini daha iyi bilicidir ve başkası da bu niyetine muttali olamaz. Onun içindir ki buradaki nihai söz, niyeti bağlamında onun sözü olmaktadır. Bir de o, alım-satım konusunda emîn olduğundan sözü de bağlayıcıdır; tıpkı vekil gibi.
Meselâ âmil bir köle satın alsa ve mal sahibi de: “Onu satın almanı sana yasakladım.” der ve âmil de bunu reddetse, itibar edilecek söz âmilin sözü olur; çünkü aslolan yasağın olmamasıdır. el-Muvaffak der ki: Tüm bunlarda bir ihtilafın olduğunu bilmiyoruz.
Şayet âmil: “Kendime kârın yarısını almayı şart koştum.” der, mal sahibi de: “Bilakis üçte birini.” demiş olsa, işte bu konu hakkında İmam Ahmed’den iki görüş gelmiştir:
Birincisi: Bu durumda itibar edilecek söz mal sahibinin sözüdür. Bunu, Sevrî, İshak, Ebû Sevr ve rey ashabı söylemiştir. Çünkü mal sahibi, fazladan olan altıda biri reddetmiş olduğundan, koşmuş olduğu bu şart da ona aittir ve itibar edilecek söz de dolayısıyla karşı çıkanın sözü olmuş olacaktır. Çünkü Nebî (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Yemin etmek davalıya aittir.” Buhârî ve Müslim, bu hadis hakkında ittifak etmiştir.
İkincisi: Âmil eğer misli ecri ve fazlasını iddia edecek olur, insanlar da bu fazlalığın misli noktasında bir tür anlaşmazlık yaşayacak olurlarsa, bu durumda itibar edilecek söz âmilin sözüdür. Daha fazlasını iddia ederse, nihai söz misli ecre uygun olacak şekilde yine onun sözüdür.
İmam Şâfiî der ki: Bu durumda her ikisi de yemin ederler. Çünkü onlar, akdin ivazı noktasında anlaşmazlığa düştüklerinden —alıcı ve satıcı kimse gibi— karşılıklı yemin ederler. Ama üzerinde durduğumuz konunun tersine, alıcı ve satıcının böyle bir durumda kendi mallarının başına geçecekleri şeklinde cevap verilmiştir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/borcla-mudarebe-yapmak/,https://kutsalayet.de/vekalet-nedir/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız