Bu şirket, iki veya daha fazla kişinin ortaya sermaye koymadan, tüccarların kendilerine olan güvenlerine dayalı saygınlıkları ile satın aldıkları malda ortak olmalarıdır. Söz konusu olan bu iki ortak, satın aldıkları maldaki mülkiyetin yarısı, üçte biri, dörtte biri veya daha farklı bir oranı üzerinde anlaşabilirler. Yüce Allah’ın kendilerine nasip ettiği malı sattıkları zaman, elde edilen kazanç yarı yarıya, üçte bir, dörtte bir gibi aralarındaki anlaşmaya göre taksim edilir. İşte bu caizdir. İster taraflardan birisi ortağını satın alması, takdir etmesi yahut da zamanlaması için tayin etmiş olsun, isterse bunlardan bir şey için tayin etmemiş olsun, fark etmez. Hatta o: “Satın almış olduğum şeyler bizim aramızda ortaktır.” der.
Bunu, Sevrî, Muhammed b. el-Hasen ve İbn Münzir ifade etmiştir. Çünkü ikisi de satın alma noktasında ortak oldukları için, her iki taraf kendilerine bu minvalde izin vermiş hükmündedirler. Onun için de bu sahih ve geçerli olur. Bunun yanında alım-satımda bulundukları şeylerde de ortaktırlar, sanki vekilliğin hususiyetlerinin zikredildiği bir konumdaymış gibidirler.
Ebu Hanife ise: Zamanı, malı yahut elbisenin sınıfını zikretmediği sürece, bu sahih olmaz, demiştir. İmam Malik ve İmam Şafii ise: Vekaletin hususiyetlerini zikretmiş olması şarttır. Çünkü vekaletin hususiyetleri, bu vekilliğin cins ve diğer konularının belirlenmesinden dolayı burada muteber sayılmaktadır, demişlerdir.
el-Muvaffak şöyle demiştir: Semenin (fiyatın) ve türünün miktarını zikretmediği sürece vekaletin sahih olmayacağına dair onların ileri sürdükleri bu görüşleri, bizim görüşümüze göre aykırı ve imkânsız düşmektedir. Bunu kabul edecek olursak, şayet bu ancak tek başına olan bir vekalet için söz konusu olabilir. Ama şirket/ortaklık içeriğinde yer alan iç vekalete gelirsek, bunda ise bir şeye itibar edilmez. Nitekim mudarebe ve inan şirketi buna delil de teşkil etmektedir. Çünkü bu ikisinin içeriğinde vekalet bulunur ve bu noktada bundan bir şeye itibar da edilmez. Burada da durum aynıdır.
Zikri geçtiği üzere, her ikisi de tasarruflarında, leh ve aleyhlerine gelişen gerekli noktalarda, kabul ettikleri ve tartıştıkları ve daha başka hususlarda yer alan iki inan ortağının konumunda sayılırlar. Buna göre ikisinden her kim ortağını tasarruftan azledecek olursa, o da azledilmiş sayılır; çünkü kendisi onun vekili durumundadır. Bu şirket türüne “vücûh” denilmektedir; çünkü her iki taraf da kendilerine olan güvenlerine dayalı saygınlıkları ile satın aldıkları malda ortak olmuşlardır. Saygınlık anlamına gelen “câh” ile “vech” ifadeleri aynı manaya gelmektedir.