Ebdan şirketinde elde edilen kâr, eşitlik yahut fazlalık noktasında ittifak ettikleri şeylerde söz konusu olur. Çünkü amel, hak sahibi olduğu kârdır ve her iki tarafın ameldeki fazlalığı caiz olduğuna göre, elde edilen kârdaki fazlalıkları da caiz olur. Her iki tarafın ücreti talep etme hakkı vardır; (mallarını) kiralamış olan kişi de ücreti bunlardan istediğine verebilir ve kime vermiş olursa, söz konusu bu (borcundan) beri olup kurtulmuş sayılır. Aşırıya kaçmaksızın, onlardan birisinin elinde iken mal telef olursa, hep birlikte onların tazmini altında sayılır; çünkü talep etme hususunda ikisi de vekil konumunda yer alırlar.
Onlardan birisinin kabul ettiği ameller aynı şekilde her ikisinin tazmini ve kefaleti altında bulunur. İkisi de bunu talep edebilir, icra ettikleri ameli ise gereklilik arz eder. Çünkü bu şirket, ancak tazmin üzere bağlanmış olur. Halbuki ortada tazmin hâlinde iken şirketi bağlı kılacak bir şey yoktur. Sanki bu şirket, taraflardan birisini gerekli saydığı tazmin ve kefaleti tazmin etmiş gibi kabul eder.
el-Kadı der ki: Muhtemeldir ki birine gerekli olan bir şey, diğerine gerekli olmayabilir. Nitekim buna dair açıklamaları önceden ifade etmiştik. Şayet taraflardan birisi ortağı olmaksızın çalışırsa, söz konusu kazanç ikisine de ait olur. Çünkü İbn Mesud hadisi buna işaret eder. Nitekim (hadiste geçtiği üzere) hepsi amele ortak olmuşlardır. Nitekim Sa’d, iki tane esir getirmişti, diğerleri ise bir şey getirememişlerdi. Amel her iki taraf için beraber tazmin edilmiş oldu, ikisinin kefaletiyle de ücret gerekli olduğundan, her ikisi de -tıpkı ikisi için tazmin olduğu gibi- buna hak sahibi olmuşlardır.
Bir hastalık yahut başkası için amel terk edilmiş de olsa, durum aynıdır. Şayet birisi diğerinin de kendisiyle beraber çalışmasını talep edecek olur yahut onun yerine çalışacak birisini bulmasını isterse, bunu yapma hakkı vardır. Şayet bundan imtina ederse, diğerinin (ortaklık akdini) feshetme hakkı vardır. Muhtemelen özürsüz şekilde ameli terk etmiş olur ve ücret noktasında arkadaşına ortak olmazsa, onun dışında ameli gerçekleştirmez. Çünkü o, ancak ortağı ile birlikte o amelde beraber olmuşlardır. Buna göre ikisinden biri amel etmeyi terk eder, kendisi için şart koşulan şeyi de ifa etmemiş olursa, mukabilinde kendisine verilen şeyi (ücreti vb.) hak etmemiş olur. Bunun muhtemel olması, ancak taraflardan birisinin bir özre binaen söz konusu ameli terk etmiş olmasıdır; zira bundan kurtulmak mümkün değildir.