Meçhulün kefaleti (ve tazmini) geçerlidir. Buna göre, ne zaman ki: “Senin filan kimseye olan borcuna ben kefilim, sana ödeyeceğine kefilim yahut sana söz verdiği şeye vb. kefilim.” diyecek olursa, kefalet sahih olur. Bunu, Ebu Hanife ve İmam Mâlik söylemiştir. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Kralın su kabını arıyoruz; onu getirene bir deve yükü (bahşiş) var, dediler. (İçlerinden biri:) Ben buna kefilim, dedi.” Deve yükü ise belli değildir (yani meçhuldür); zira deve yükü farklı olup değişiklik arz etmektedir. Bunun yanında “Kefil borçludur (borca imza atmış demektir.)” hadisinin genel manası da bunu ifade etmektedir. Çünkü bu, karşılıklı ivaz olmaksızın zimmette teşekkül eden bir hakkın gerekliliği demek olduğundan —adak ve ikrarda olduğu gibi— meçhul konuda da geçerlidir. Zira bu, uhde kefaleti de olduğundan, bunun aldatma ve tehlikeye taliki de geçerlidir.
Sevrî, Leys ve İmam Şafii ise bunun geçerli olmayacağını; çünkü bunun malın gereklilik arz etmesi hasebiyle meçhul konuda sahih olmayacağını, bu yönüyle satılan eşyanın fiyatının (meçhul olması) gibi kabul edileceğini söylemişlerdir.