Borçları arasında rehin veren şahsın malı daralacak olur, alacaklıları da kendisinden borçlarını talep ederlerse yahut iflasta olması hasebiyle kendi malına hacr (haciz, engel) gelmiş olur, kendisi de malının alacaklıları arasında taksim edilmesini isteyecek olursa, o zaman ilk olarak iflasa uğramış bazı kölelerin yükümlülüğüne bağlı cinayet diyetini ödemesi gerekmektedir… Sonra rehini olana vermektir ki -o da diğer alacaklılara bunun bedelini taksim etmiş olsun. Çünkü onun hakkı rehin malının aynına bağlıdır ve rehin verenin zimmeti de birlikte bulunur. Diğerleri ise aynı olmaksızın yalnız zimmet hakkına bağlıdırlar, nitekim onun kendi hakkı ise daha kuvvetlilik arz eder. Bu da rehine ait faydaların en çoğundan olur ve kendi hakkını kalabalık alacaklıların yanında takdim eder. el-Muvaffak der ki: Bu noktada bir ihtilafın olduğunu bilmiyoruz.
Dolayısıyla rehin bırakılan mal satılır. Şayet bedeli hakkının üzerinde olursa (kalanı) alır. O malda borcundan fazlası olursa, diğer kalanı alacaklılara taksim eder. Borcundan fazla kalırsa bedelini alır ve borcunun kalanını alacaklılar arasında bölüştürür. Rehin bedelinden hak ettiği ve tahsis ettiği ile rehin verenin diri yahut ölü olması arasında bir fark yoktur. Çünkü hakkı olması hasebiyle, hakkını takdim etmesi malın aynına bağlıdır; bu ise diri yahut ölü olmasıyla farklılık oluşturmayacak demektir.