"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Rehin bırakılan kölenin azad edilmesi

Rehin veren kimsenin rehin (köleyi) azad etme hakkı yoktur. Çünkü bu güvence ve vesika noktasında rehin alan kişinin hakkını yok saymak demek olur. Şayet azad etmiş olursa bu durumda -fakir olsun zengin olsun- bu azadını yerine getirmesi gerekir. Bunu, İmam Ahmed ifade etmiştir. Rey ashabı ve görüşlerinden kimisine göre İmam Şafii de bunu söylemiştir.
Sadece Ebu Hanife şöyle demiştir: Azad edecek şahıs zengin olursa, kölenin değeri bağlamında yardım etmesini talep edebilir. Zira bu mülkü tam ve tasarrufu da caiz olan malik kimseden gerçekleşecek olan bir azad sayılmış olacağından, bu muamele yerine getirilir. Tıpkı kiraya verilmiş kölenin azad edilmesi gibi kabul edilir.
İmam Ahmed’ den gelen diğer bir görüşe göre zengin olan kişi, rehin köleyi azad edemez. Bu ise İmam Malik ile İmam Şafii’nin ikinci görüşünü oluşturmaktadır. Nitekim köleyi azad etmesi, rehinin aynından ve bedelinden olur ve rehin alanın vesika (güvence) hakkını düşüreceğinden dolayı, rehin alanın duçar olacağı zarar sebebiyle köle azad edilemez. Bir de bu azad ediş, malik olmayan şahsın hakkını iptal edeceğinden, zenginden başka fakirden de bu icra edilmiş olacaktır; tıpkı bir köleye hak sahibi olan ortakların onu azad etmesi gibi sayılır.
Ebu Sevr der ki: Zengin de olsa fakir de olsa rehin alan kimsenin köleyi azad etmesi mümkün değildir. Bu, İmam Şafii’nin üçüncü görüşünü oluşturmaktadır. Zira bu bağlamda rehin konusunda vesika hakkını iptal etme anlamı taşıyacağından -alışveriş gibi- azad etme hükmü de icra olmaz.

Şöyle cevap verilmiştir: Bir defa kölenin azad edilmesi, alışveriş konusu ile çelişki oluşturmaktadır. Çünkü bu, galip gelme ve egemen olma konusuna mebni bir durumdur; bunun yanında başkasının mülkünde söz konusu olmaktadır. Nitekim malın kabzedilmesinden önce satılan malın azad edilmesi caizdir, kaçan köle ve teslim edilmesi mümkün olmayan meçhul malın durumu da böyledir. Alışverişi tersine bunun (malum) şartlar üzere bağlanması caizdir.

Durum böyle olunca; Eğer söz konusu olan şahıs zengin olursa, kölenin kıymeti kendisinden alınır ve onun yerine rehin kılınır. Çünkü bu, rehin alanın izni olmadan verilen hakkını iptal etmek demektir. Bu nedenle sanki telef etmiş gibi zimmeti için kıymeti vardır, bu kıymeti de rehin olur; zira onun bizzat aynına ve onun yerine niyabet etmektedir.
Eğer bu şahıs fakir olursa, kıymeti onun zimmetinde olur. O vakit hakkın gerçekleşmesinden evvel durumu iyileşecek olursa, ondan malın kıymeti alınır ve rehin kılınır; ancak hakkın ortaya çıkmasını acele isterse o zaman onu kabzeder ve rehine de ihtiyaç duymaz. Hakkın ortaya çıkmasından sonra eğer zengin olursa, bu takdirde özellikle borç talep edilir. Çünkü zimmeti iki haktan olmak üzere birlikte beri olur. Kölenin kıymetine itibar edilmesi ise azad etme halidir. Bu hal ise telef olma halidir. Bunu, İmam Şafii ifade etmiştir.
Ebu Hanife ise zengin hakkında: Kıymeti noktasında köleye yardımcı olmasını ister sonra rehin verene müracaat eder, demiştir. Bunda köleye kazanç vecibesi vardır, yaptırımı ve cinayeti ise bulunmamaktadır. Çünkü telef eden kimse hakkında söz konusu olan borç ödeme zorunluluğu -diğer itlaf konularında olduğu gibi- sair zenginliklerden daha öncelikli sayılır.

Rehin veren azad etme dışında -alışveriş, hibe, vakıf, rehin ve diğerleri gibi- konularda tasarrufta bulunacak olursa, bu tasarrufu batıl olur. Çünkü bu tasarruf, galip olma ve üstün gelmeye mebni olmaksızın vesikadan rehin almanı geçersiz kılar; dolayısıyla da rehin alanın izni olmadan da bu sahih olmaz, tıpkı rehinin feshedilmesi gibi kabul edilir. Buna ek olarak rehin veren kişi bu noktada izin verecek olursa (akit) sahih olur ve rehin de batıl olur.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/rehinin-tumunun-hakkin-ortaya-cikmasina-bagli-olmasi/,https://kutsalayet.de/rehin-birakilmis-cariyenin-cocuk-dogurmasi/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız