Satılması caiz olan her bir malın rehin olarak verilmesi de caizdir. Çünkü rehinden kasıt, rehin verenin zimmetinden malın çıkarılmasının mümkün olmaması durumunda borçludan bedelini yerine getirmesi için bir tür güvence olarak alınan borçtur ve bu, alım-satımın caiz olduğu her türlü ayni mallarda da söz konusudur. Bu nedenledir ki ortağın rehini de bu şekilde sahih olur. Bunu, İmam Malik, Evzai, İmam Şafii ve Ebu Sevr söylemiştir. Çünkü bu, hakkın meydana geldiği mahalde alım-satımı caiz olan ayni bir mal olduğundan -birlikte olduğu gibi- rehin olması da sahihtir.
Rey ashabı ise şöyle demiştir: Ortağın rehini, ancak ona ortağı tarafından rehin olarak bırakılması durumunda yahut iki ortağa bunun bir kişi tarafından rehin verilmesi veyahut da bir adamın evini iki ortak tarafından rehin vermekle, onların da beraber onu kabzetmeleri şeklinde sahih olur, bunun dışında olmaz. Çünkü bu, kendisine bağlı anlamı üzere maksadı farklılık arz eden bir akittir; dolayısıyla da sahih olmaz, nitekim bu konu kişinin süt kız kardeşiyle evlenmesine benzer.
Bunun açıklaması şöyledir: Bunun maksadı sürekli hapsetmek iken, ortağın ise mürtehin (borç alan)’ı hapsetmesi mümkün değildir. Çünkü ortağı niyetlendiği gün kendisinden ayrılmış olacaktır. (Buna) ise maksadı hapsetmek olması hasebiyle teslim edilmesinin söz konusu olamayacağı, bilakis bunun maksadının, başkası tarafından ödenmesi mümkün olmadığından dolayı bedelinden borcun ödenmesinin söz konusu olacağı ve ortağın da buna kabil durumda olacağı, şeklinde cevap verilmiştir.
Ümmü veled, vakıf ve rehin bırakılmış ayni eşyalar gibi satışı sahih olmayan şeylerin rehin alınması da sahih olmaz. Çünkü rehinden kasıt, bedelden borcun ödenmesidir. Satışı caiz olmayan şeylerin ise bu hususta bir rolü yoktur. Şayet rahin (rehin veren), mürtehin’e (rehin alan): “Rehini ve ilk borcu sende bulunan rehine karşılık olarak mal şeklinde benden artırarak al.” dese bu caiz olmaz. Bunu, Ebu Hanife ve Muhammed söylemiştir. Bu, İmam Şafii’nin iki görüşünden de birisini oluşturur. Çünkü bu, bizatihi rehin bırakılan bir ayni mal sayıldığından, borca karşılık bunun rehin malıyla satışı caiz değildir. Bu, sanki rehin alandan başkasına rehin bırakılmış gibi kabul edilir.
İmam Malik, Ebu Yusuf, Ebu Sevr, el-Müzeni ve İbn Munzir ise bunun caiz olduğunu söylemişlerdir. Çünkü rehin olarak bu malı artırmış olursa bu caiz olur, aynı şekilde rehinin borcunu da artırmış olması gibi kabul edilir. Bunun yanında borç, kesin bir vesika sayıldığından -daman (garanti) gibi- artırılması da caiz olur.
Meçhul olan bir rehin sahih değildir. Çünkü alım-satımı geçerli olmaz. Ez cümle, alışverişte öngörülen bilgi konusu, rehin konusunda da ön görülmektedir. Aynı şekilde malı teslim edebilme imkanı da böyledir.