Selem satışı yaparken ikale’de bulunmak caizdir; çünkü ikale feshetmek demektir. İbn Munzir der ki: Kendisinden ilim ezberlediğim her bir ilim adamı selem yapılan her şeyde ikale yapmanın caizliği hakkında icma etmişlerdir. Zira ikale, akdi feshetmek ve aslını kaldırmak anlamına gelir ki, haddi zatında ikale, alışveriş sayılmaz.
Bazı selem satışları icra edilirken ikale’de bulunmaya gelince, bu konuda İmam Ahmed’ten farklı görüşler gelmiştir: Ondan gelen bir rivayete göre bu şekildeki ikale, caiz değildir. Hanbel’in, Ahmed’den naklettiğine göre kendisi: İkale’de bir sakınca yoktur, demiştir. Bu, Sevri, İmam Şafii ve Numan (Ebu Hanife) ile ashabının görüşüdür. Çünkü ikale’de bulunmak -kendisine başvurulduğu vakit- mendup sayılır. Hepsinde caiz olarak bilinen bir husus, bir kısmında da caiz olur, ibra ve inzar gibi.
Bu durumda iken ikale yapacak olursa, ürün kalmış ise ürünü, misli kalmış ise mislini yahut misli yoksa da kıymetini geri verir. Eğer bunun ivazını (bedelini) vermek isterse, bu noktada eş-Şerif Ebu Cafer: Bu malı kabzedene değin başka bir akitte bu semeni sarf etme hakkı yoktur, demiştir. Ebu Hanife de bunu ifade etmiştir. Çünkü bu selem akdi ile kendisine selem olarak verilen mala katılmış demektir; dolayısıyla da kabzedilmeden evvel harcanıp sarf edilmesi de caiz olmaz. Halen müşterinin elindeymiş gibi kabul edilir.
el-Kadı ise: Bundan dolayı bedelini almak caizdir, demiştir. İmam Şafii’nin kavli de bu yöndedir. Çünkü bu, kişinin zimmetinde kalıcı bir bedeldir ve -sanki borcuymuş gibi- bedelini de ondan almak caiz olur. Bir de bu, akdin feshedilmesi nedeniyle dönüş yapan bir mal olduğundan, bedelini de ondan almak caizdir, tıpkı feshedildiği vakit satılan malın bedeli gibi. Hakkında selem yapılan mal ise akde katılmıştır, burada ise feshedildikten sonra katılmıştır.