İmam adil de olsa, zalim de olsa kişi onunla beraber cihada çıkar. Çünkü bu minvalde Ebu Hureyre’nin rivayet ettiğine göre, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuşlardır: “Adil olsun, zalim olsun her bir emirle birlikte (düşmana karşı) cihad etmeniz üzerinize vaciptir…”
Enes’ten nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur: “Üç şey vardır ki bunlar imanın aslındandır. (Birincisi) La ilahe illallah diyen bir kimseye (el ve dil uzatmaktan) çekinmemiz, bir günah yüzünden onu kafir saymamamızdır. (Yani İslam’a uymayan) bir fiilinden dolayı onu İslam dışı ilan etmememizdir. (İkincisi) Cihad, Yüce Allah’ın beni (Peygamber olarak) gönderdiği andan, ümmetimin en çok neslinin Deccal ile savaşacağı ana kadar devam edecektir. Adaletli (bir idareci)nin adaleti onu ortadan kaldıramayacağı gibi zalim bir idarecinin zulmü de kaldıramaz. (Üçüncüsü ise) Kadere inanmaktır.”
Çünkü zalim bir idareciyle (emirle) birlikte cihadı terk etmek, cihadı durağanlaştırmak, kafirlerin Müslümanların üzerine musallat ve egemen olmalarına, küfür kelimesinin izhar olmasına götürür ki, bu da büyük bir fesadın çıkmasına sebebiyet verir. Allah (c.c.) buyurdu ki: “Eğer Allah’ın insanlardan bir kısmının kötülüğünü diğerleriyle savması olmasaydı, elbette yeryüzü altüst olurdu…” (Bakara Suresi: 251)
İmam Ahmed ise: “Hezimete ya da Müslümanların zayi olmasına sebebiyet vereceği biliniyorsa, bir imam ya da emirle birlikte savaşa çıkılmasını öngörmüyorum. Müslümanlara şeref ve izzet kazandıracak bir durumda ancak emirle birlikte savaşa çıkmasını yeğlerim.” demiştir.
Havanın çok soğuk ya da çok sıcak olduğunu veyahut hava şartlarının çok olumsuz olduğunu vb. ileri sürerek, insanları savaşmaktan alıkoyan, onları cihad etmekten ve çarpışmaktan engelleyen kimseleri, Emir’in yanında savaşa katmaması gerekir. Bunun yanında “Müslümanlar (savaşacak olursa) yok olurlar, yardımcıları da yoktur, kafirlere galip gelemezler. Kafirlerin ise hem yardımcıları var hem de bizden daha güçlüler, onları bu durumda yenemeyiz vb.” şeklinde sözler söyleyen galeyancıları da yanına almaması lazım. Bir de Müslümanlar aleyhinde kafirler için casusluk yapan, Müslümanların gizli ve saklı durumlarını düşmanlara söyleyip haber veren veya casusluklarını deklere eden kimseleri de yanına almaması gerekir. Müslümanlar arasında düşmanlık meşalesini ateşleyip fitne çıkartan tipleri de almaması icap eder. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurur: “Fakat Allah onların davranışlarını çirkin gördü ve onları geri koydu; onlara ‘Oturanlarla (kadın ve çocuklarla) beraber oturun!’ denildi. Eğer içinizde (onlar da savaşa) çıksalardı, size bozgunculuktan başka bir katkıları olmazdı ve mutlaka fitne çıkarmak isteyerek aranızda koşarlardı…” (Tevbe Suresi: 46, 47)
Çünkü bu gibi kimselerin Müslümanlara çok zararı dokunduğundan, engellenmeleri gerekmektedir. Şayet emir bu tip kimselerden olursa, onunla birlikte savaşa çıkılmaz, zira tabi olarak bu gibi kimselerin savaşa çıkarılması yasak olunca, onla beraber savaşa çıkılmaması daha evla olur. Çünkü yanında gelen kimseye gelecek olan zararından emin olunmamaktadır.
Cihad etme işi, İmam’ın (devlet başkanı) emrine ve onun ictihadına verilmiştir. Bu noktada gerekli görmesi durumunda insanlar, onun emrine itaat etmek durumundadır. İlk olarak (mücahid) gruplardan birisini, etrafta bulunan beldelerdeki müşriklerin taşkınlıklarını ortadan kaldırmakla işe başlar. Kalelerin hazırlanmasını, hendeklerin kazılmasını ve gereken ne varsa her şeyin yapılmasını emreder, her bir nahiye için harp işlerini emredip, cihadı yönetecek emirler (komutanlar) tayin eder. Bu emirleri ileri görüşü, akıllı, cihad konusunda basiretli ve düşman tuzaklarını oldukça iyi bilen kimselerden seçer. Bunun yanında emaneti omuzlayabilmeli, iyi davranıp Müslümanlara da nasihatta bulunacak kimselerden olmalıdır.
İşte bu şekilde (cihad) ameline başlar, aksi halde müşriklerden (ve zararlarından) emniyette olamayabilir. Her topluluk yanı başında bulunan düşmanlara karşı savaşa girişir; ancak yanı başında savaşmayı ifa edemeyecek kimselerin ise (yardımına) başkaları gelir. Bu şekilde Müslümanları bir helaka sürüklemeyecek şekilde emrolunduğu vazifesine göre öne atılıp savaşa koyulur.
İmam’ın olmadığı yerde, cihad ertelenemez. Çünkü ertelenmesi durumunda cihadın faydası da kaçırılmış olur.
Ganimet ele geçecek olursa, bu ganimetin sahipleri şeriatın gereğine göre taksimatını yapar. el-Kadı der ki: İmam, ele geçen cariyeleri korumak amacıyla ihtiyaten taksimatını bir süre erteler.