Ribat’ın manası: Müslümanları kafirlerden korumak için hudut ve sınırlarda kalmak, nöbet beklemektir. Bu hudut ve sınırlar ise düşmanın gelmesinden (ve saldırmasından) korkulan her yerdir. Ribat’ın aslı ise “Ribatu’l hayl” ifadesinden alınmıştır ki, bu da bağlı atlar demektir. Çünkü onlar da düşmanları da atlarını, karşısında savaştığı kimseye karşı olmak üzere bağlar. Dolayısıyla atı olmasa dahi o yerlerde düşmanlara karşı insanları koruduğu için buna da “ribat” adı verilmiştir.
Ribat’ın (Allah yolunda nöbet tutmanın) fazileti büyük ve ecri de çoktur. Ribat’ın faziletine dair bir çok hadis-i şerifler gelmiştir. Bir tanesi de Hz. Selman’ın yaptığı şu rivayettir. O der ki: Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu işittim: “Allah yolunda bir gece nöbet (ribat) beklemek, bir ayı oruç ve ibadetle geçirmekten daha hayırlıdır. Ölürse dünyada yaptığı ameli ve rızkı devam eder. Fitnelerden de emin olur.”
Ribat’ın en faziletlisi ise tutulacak yerin en çok korkulduğu yerde nöbetin tutulmasıdır; çünkü burada nöbet tutulmaya daha çok ihtiyaç vardır, bu nedenle de orada tutulması daha faydalı olur.
Ebu Abdullah’ın (İmam Ahmed) mezhebine göre kadın ve çocukların, korkunun bulunduğu sınır bölgelerine nakledilmesi mekruhtur. Bu, el-Hasen ile Evzai’nin de görüşüdür. Çünkü korkunun bulunduğu sınır bölgelerinde düşmanların zafer elde edebilme endişesinden dolayı, kadın ve çocuklar da haliyle ele geçirilebilmektedir. İmam Ahmed’in bu görüşünün, sınır boylarında yaşayan halktan olmayan kimselerin, korkunun bulunduğu bu sınır bölgelerine, ehlinin yanına nakledilmelerinin müstehap olmayacağı, şeklinde yorumlanmıştır. Ama sınır boylarında yaşayan halka gelince, onların kendi ehli ile beraber burada ikamet etmeleri gereklidir; çünkü bu böyle olmayacak olursa, bu takdirde sınır ve hudutlar kapsamdan çıkar ve iptal olmuş olur.
Chat
Sohbet Yükleniyor...