"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Cihadın hükmü

Cihad etmek, farzı kifayedir. Bu, şu demektir; Bu farizayı yerine getirecek yeterli bir sayı olmadığı zaman insanlar günaha girmiş olurlar. Şayet bu cihadı yerine getirecek yeterli bir miktar olursa, bu durumda diğer insanlardan günah kalkar. Başlangıç olarak söz konusu olan cihad hitabı, herkesi kuşatmaktadır; tıpkı farz-ı ayn gibidir ancak, sonrasında bu iki fariza (ayn ve kifaye) farklılık arz ederek, yeterli bir kitlenin cihad etmesiyle başkalarından cihad etmek kalkar ve bu şekilde farz-ı kifaye olur. Farz-ı ayn olunca da cihad etmek hiç kimseden sakıt olmaz.
İlim ehlinin çoğunluğuna göre cihad etmek, farz-ı kifaye sayılmaktadır. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “İnananlardan, özürsüz olarak yerlerinde oturanlar ile mal ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler birbirine eşit değildir. Allah mal ve canlarıyla cihad edenleri, mertebece oturanlardan üstün kılmıştır. Allah hepsine de cenneti va’detmiştir…” (Nisa suresi: 95) Bu da gösteriyor ki başkalarının cihad etmesi sebebiyle günah, oturanlardan kalkmış olmaktadır.
Allah (c.c.) buyurur ki: “İnananlar toptan savaşa çıkmamalıdır. Her topluluktan bir taifenin dini iyi öğrenmek ve insanları geri döndüklerinde uyarmak üzere geri kalmaları gerekli olmaz mı? Ki böylece belki yanlış hareketlerden çekinirler.” (Tevbe Suresi: 122) Çünkü Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ve diğer bazı sahabeler (Medine’de) oturdukları halde, başka sahabeleri de savaşmak için müfrezeye gönderirdi.
Said b. el-Müseyyeb’den nakledildiğine göre; Cihad etmek farz-ı ayn’dır; çünkü Allah’u Teala şöyle buyurmuştur: “Sizin için kolay da olsa, zor da olsa, gerek hafif gerek ağır olarak hangi halde bulunursanız bulunun, hep birlikte savaşa çıkın ve mallarınızla canlarınızla Allah yolunda yürekten çaba gösterin, cihad edin…” (Tevbe Suresi: 41) Şöyle de buyurmuştur: “Cihad, -hoşunuza gitmediği halde- size farz kılındı.” (Bakara Suresi: 216)
Ebu Hureyre’den rivayet edildiğine göre, Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Her kim, savaşmadan veyahut savaşmayı içinden geçirmeden ölecek olursa, münafıklığın bir şubesi üzere ölmüş olur.”
Şöyle cevap verilmiştir: Muhtemelen bu ayet-i kerimeyle kasdettiği, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Tebuk savaşına gönderdiği müfrezeydi ve o savaşa onların iştirak etmeleri kendilerine farz olmuştu. Bundan dolayıdır ki Allah’ın Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) Tebuk savaşına gitmeyen kimselerden bizzat uzak durmuştur. Aynı şekilde imamın (İslam devlet başkanının) savaşmak için davet edip hazırlattığı müfrezeye katılmak da vaciptir. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem): “Savaşa çağırıldığınız vakit, savaşa katılın.” buyurmuştur. Buhari ve Müslim ittifak etmişlerdir.
Cihad’ın farz-ı kifaye olmasının anlamı; Bir topluluğun savaşta bulunması hasebiyle savaşmanın diğerlerinden düşmüş olmasıdır. Bu savaşanlar ise ya savaşmaya dair görevli bulunanlardır veyahut savaşa gönüllü katılmış olanların düşmanlarla çarpışmayı istemeleri sebebiyle savaşın kaçınılmaz olması, düşmanları sınırlarda def edip savaşmaya girişmeleridir. Bunun yanında her sene olmak üzere (İslam ordusunun) bir müfrezesi, düşman topraklarına gidip onlara karşı savaşmak için de gönderilir.
Cihad üç halde farz-ı ayn olur:

Her iki ordu da karşı karşıya gelir ve saflar karşılıklı durursa, orada hazır olanın geri dönüp gitmesi haram olur. Ve orada kalmak artık kesinleşir. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Herhangi bir topluluk ile karşılaştığınız zaman sebat edin.” (Enfal Suresi: 45) Bir ayet de şöyledir: “Ey İman edenler! Toplu halde kâfirlerle karşılaştığınız zaman onlara arkanızı dönmeyin. (Korkup kaçmayın.) Tekrar savaşmak için bir tarafa çekilme veya diğer bölüğe ulaşıp mevzi tutma durumu dışında, kim, öyle bir günde onlara arka çevirirse muhakkak ki o, Allah’ın gazabını hak etmiş olarak döner.” (Enfal Suresi: 15-16)
Kafirler bir beldeye hücum ettikleri takdirde o belde halkı için savaşmak ve onlara karşı savunmaya katılmak kesinleşir.
İmam (Devlet başkanı) bir topluluğun savaşa katılmasını isterse, onunla birlikte savaşa katılmak durumundadırlar. Çünkü Allah’u Teala buyurur ki: “Ey iman edenler! Size ne oldu ki, ‘Allah yolunda savaşa çıkın!’ denildiği zaman yere çakılıp kalıyorsunuz? Dünya hayatını ahirete tercih mi ediyorsunuz? Fakat dünya hayatının faydası ahiretin yanında pek azdır. Eğer (gerektiğinde savaşa) çıkmazsanız, (Allah) sizi pek elem verici bir azap ile cezalandırır ve yerinize sizden başka bir kavim getirir; siz (savaşa çıkmamakla) O’na hiçbir zarar veremezsiniz.” (Tevbe Suresi: 38-39) Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Savaşa çağırıldığınız vakit, savaşa katılın.”

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/cihad-nedir/,https://kutsalayet.de/cihadin-sartlari/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız