Akabe cemresine taş attıktan, kurban kestikten ve traş olduktan sonra ziyaret tavafını yapacak olursa, artık ihramlı iken kendisine yasak olan şeylerin hepsi ona helal olur. Önceki (birinci tehallülde) geçtiği üzere sadece ihram yasaklarından kadınlar istisna edilmişti; ancak bu ziyaret (ifade) tavafının yerine getirilmesiyle kadınlar da artık kendisine helal olmuş olur.
İbn Ömer der ki: “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) bütün hac menasikini bitirip, kurban kesme günü kurbanını kesinceye kadar ihramlıya haram olan hiçbir şey yapmadı. Nihayet bayram günü kurbanını kesti ve Beytullah’ı tavaf etti. Sonra ihramdan çıkmasıyla ihramlı iken haram olan şeyler helal oldu.” Hz. Aişe’den de buna benzer hadis gelmiştir. Her iki hadis hakkında da Buhari ve Müslim ittifak etmişlerdir.
el-Muvaffak şöyle der: el-Harki’nin zikrettiği tertibi üzere, ziyaret tavafının yapılması sonucu ihram yasaklarının kendisine helal olacağı noktasında bir ihtilafın olduğunu bilmiyoruz. Bunun yanında kudüm tavafı ile beraber say etmesi de gerekir. Şayet say etmeyecek olursa ve biz de: “Say etmek haccın rüknüdür.” demiş olursak; bu durumda o kimse say yapana değin, tam anlamıyla ihramdan çıkmış sayılmaz. Ama biz: “Say etmek sünnettir.” diyecek olursak, peki, o takdirde say etmeden önce ihramdan tam anlamıyla çıkmış olur mu? İşte bu konuda iki görüş gelmiştir.
Hac’da meşru olarak yapılan tavaf üç çeşittir:
Ziyaret (ifade) tavafı. Bu tavaf, haccın bir ana rüknüdür ve -ihtilafsız olarak- bu yapılmadan hac tamam olmaz.
Kudüm tavafı. Bu tavaf, sünnettir ve terk edene bir ceza yoktur.
Veda tavafı. Bu tavaf ise vaciptir, terk edilmesi durumunda dem gerekir. Bunu, Ebu Hanife, onun ashabı ve Sevri söylemiştir. İmam Malik ise; kudüm tavafını terk etmekten dolayı dem gerekir, veda tavafını terk etmekten dolayı ise bir şey gerekmez, demiştir. İmam Şafii’den ise veda tavafı hakkında tıpkı İmam Ahmed’in kavli yönünde bir görüş ve kudüm tavafı hakkında da İmam Malik’in kavli gibi bir görüş rivayet edilmiştir.
Birden fazla say yapması o kimse hakkında meşru değildir. Bu hususta, el-Muvaffak (İbn Kudame); bildiğimiz kadarıyla bu hususta bir ihtilaf yoktur, demiştir. Say, ancak tavaftan sonra yapılır; çünkü -ziyaret tavafı ile birlikte say yapmamış da olsa- kudüm tavafı ile beraber say’ın yapılmış olması durumunda artık sonrasında say yapmak icap etmez.