Bunun hakkında iki görüş gelmiştir:
(İtikafta) şart koşmadığı halde, hastayı ziyaret etmek ve cenazeye katılmak için dışarı çıkması. Bu konuda İmam Ahmed’den farklı görüş gelmiştir. Rivayet edildiğine göre onun dışarı çıkmaması gerekir. Bu, İmam Mâlik, İmam Şâfiî ve Rey ashabının görüşüdür. Çünkü Hz. Âişe’nin rivayetine göre: “Nebî (sallallahu aleyhi ve sellem) zorunlu bir durum olmadığı sürece eve girmezdi.” Bunlar ise zorunlu durumlar sayılmaz; onun için de itikafta yer alan bir vacibin bunlar sebebiyle terk edilmesi caiz değildir.
İmam Ahmed’den rivayete göre; itikafta olan bu kimse hastayı ziyaret eder ve cenazeye de katılır, ardından da hemen itikafına geri döner. Cenazesi (kimsenin katılmaması sebebiyle) farz-ı ayn haline gelmiş olan bir ölünün bu cenazesi mescidde kılınmayacak olur ya da ölünün defin işlemi ya da yıkanması ona kalmış olursa, bu durumda dışarı çıkması caiz olur. Çünkü bu farz-ı ayn olan bir durumdur ve cuma namazında olduğu gibi itikafın önüne geçer.
Şayet itikaf nafile olur da kişi hastayı ziyaret etmek ve cenazeye de katılmak isterse, dışarı çıkması caiz olur. Çünkü her ikisi de nafiledir. İlla ki ikisinden birisini yapmak zorunda da değildir; ancak itikaf alanında kalması daha faziletlidir.
İtikafında eğer bunları (hastayı ziyaret etmeyi ve cenazeye katılmayı) şart koşmuş olursa, bunları yerine getirmesi gerekir; ister itikaf vacip olsun, ister olmasın fark etmez. Aynı şekilde ister bu şart koştuğu ibadet olsun, ister akşam yemeğini yemek gibi ihtiyaç duyduğu mübah bir iş olsun… Çünkü şart koşmuş olduğu için onu vacip kılmış sayılır ve onun hakkında şarttır, bir tür vakıf hükmünde gibi kabul edilir. Bir de itikaf bir zaman dilimi miktarınca tahsis edilmez. Buna göre dışarı çıkmayı şart koşmuş olursa, sanki o yerine getireceği miktarını adamış gibi sayılır.
İmam Mâlik ve Evzâî ise bundan men etmişlerdir. İmam Mâlik: “İtikafta şart koşmak olmaz.” demiştir.