"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Hilalin görülmesiyle neyin sabit olacağı ve onu tek başına gören kimsenin durumu

Mezhebimizin meşhur görüşüne göre; adil olsun olmasın, hâkimin huzurunda şahitlik etsin, etmesin, şahitliği kabul edilsin yahut edilmesin bir kimse, tek başına hilali ne zaman görmüş olursa, orucu tutması gerekli olur. Bu, İmam Mâlik, Leys, İmam Şâfiî ve Rey ashabının görüşüdür. Çünkü bu şekliyle hilalin Ramazan hilali olduğunu kesin olarak bilmiş sayılır; dolayısıyla da bu orucu tutması icap eder. Tıpkı hâkimin o noktada hüküm vermesi gibi.

İshak ise: Bu durumda orucu tutmaz, demiştir. Çünkü Ahmed b. Hanbel’den şöyle rivayet edilmiştir: O kişi, sadece insanlardan müteşekkil bir topluluğun içinde olduğu halde (onlarla beraber iken) orucu tutabilir. Çünkü bugün, Şâban ayı hakkında hükmü bulunan bir gündür.

Şöyle cevap verilmiştir: Bir defa “bugünün, Şâban ayı hakkında hükmü bulunan bir gün olduğu” şeklindeki hükmün, onu gören kimseden başkası hakkında söz konusu olacağı aşikârdır. Ama onu bizzat kendisinin görmesi durumunda, bu hilalin Ramazan’a ait olduğunu bilmesi halinde, bu orucu tutması icap eder.

İmam Ahmed’den meşhur gelen rivayete göre; adil bir kimsenin Ramazan hilalini gördüğünü söylemesi kabul edilir. Bu durumda onun bu sözüne dayanarak insanların orucu tutmaları gerekli olur. Bu, İmam Şâfiî’den gelen sahih görüşüdür ve bulut sebebiyle (havanın kapalı olması noktasında) da Ebû Hanîfe’nin ileri sürdüğü görüşüdür. Çünkü bu minvalde İbn Ömer’den nakledildiğine göre, o şöyle demiştir: “İnsanlar hilali gözetlemeye başladılar. Ben de Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e hilali gördüğümü haber verdim. Bunun üzerine O da orucu tuttu ve insanlara oruç tutmalarını emretti.” Çünkü bu, farz olma vaktini gözetleme yoluyla elde edildiğini haber vermiş olmaktadır. Bu nedenle de bir kişinin verdiği haberi kabul edilmiştir. Tıpkı namaz vaktinin girdiğini bir kimsenin haber vermesi gibi. Zira bu, dinî bir haber vermedir ve onun rivayette bulunması gibi, adil bir kimse tarafından da yerine getirilmiştir.

İmam Mâlik, Leys, Evzâî ve İshak ise bunun sadece iki kişinin şahitliği ile kabul edilebileceğini söylemişlerdir. Çünkü Abdurrahman b. Zeyd b. el-Hattâb hadisinde geldiğine göre, Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Şayet (hilali gördüğüne dair) iki tane Müslüman şahitlik etmiş ise bu durumda oruç tutunuz ve iftarı da buna göre yapınız.” Nitekim bu hilali gördüğüne dair şahitlik etmek, Şevvâl ayının hilaline de şahitlik etmesini ihtiva etmektedir.

el-Muvaffak şöyle der: Onların ileri sürdüğü bu hadis sadece mefhumuna delalet etmektedir. Hâlbuki bizim ileri sürdüğümüz hadis, en meşhur olanıdır ve mantukuna delalet etmektedir; dolayısıyla bu hadisimizin öne alınması vacip olur. Hadis, Şevvâl hilalinden ise ayrılır; çünkü Şevvâl’e girilmesiyle (Ramazan) ibadetinden çıkılmış olur. Buna göre bizim bu hadis ibadet ayına dahildir, onların ileri sürdüğü hadis ise Şevvâl hilali hakkındadır, konumuzla farklılık arz eder.

Ebû Hanîfe ise havanın açık olması durumunda bunun ancak titizlikle tespit edilmesi şartıyla kabul edileceğini söyler. Çünkü gözler doğru olarak (o hilali) görebileceği hâlde, engellerin tavan yapması durumu dahi olsa, bir topluluğun hilalin doğuş yerlerine bakmış olmaları hâlinde bunu onların değil de sadece bir kimsenin görmüş olmasını kabul etmek caiz olmaz.

Buna, bir kişinin çok açık ve —uzak da olsa— net bir şekilde görebileceğinin mümkün ve caiz olacağı şeklinde cevap verilmiştir. Nitekim bir topluluğun o hilalin doğuş yerlerini bilmesi kimi zaman farklılıklar arz edebilir; başka yerleri anlamış olabilirler ve bir görüşte birleşemeyebilirler. İki kişinin şahitliğinin sabit olduğunu men eden bir kimseye hadisle cevap verilir ve onun diğer haklara ve sair şahitlere kıyası yapılır.

Şevvâl hilalinin görüldüğünü kabul etmek için fukahanın çoğunluğu, iki adil şahidin olmasını gerekli görmüşlerdir. Ancak Ebû Nûr bundan farklı olarak, bir kişinin şahitliğinin de kabul edileceğini ifade etmiştir. Çünkü bu hilal, Ramazan ayının iki tarafından birisini oluşturur; bu yönüyle birinci hilale benzer. Fukahanın ileri sürdüğü delil ise geçen “(…) iki tane Müslüman şahitlik etmiş ise (…)” hadis-i şerifidir.

Kişi tek başına bu hilali görecek olursa, iftarını açamaz. Bu ise İmam Mâlik ve Leys’ten rivayet edilmiştir. Çünkü bugün, Ramazan ayından hakkında hüküm verilmiş olan bir gün olması hasebiyle bugünde iftar etmesi caiz olmaz. Tıpkı önceki gün gibi. Bir delil sunması konusu ise bundan ayrılır. Zira bu, bizim konumuzdan farklı olarak Şevvâl’den hakkında hüküm verilmiş olan bir gün sayılır.

İmam Şâfiî ise; bu durumda ona yemek yemesi helal olur, ancak kimseye görünmeden bunu yapar. Zira o, Şevvâl ayının hilalini kesin olarak gördüğüne kanaat getirmiş olduğundan, yemek yemesi de kuşkusuz caiz olur. Sanki buna dair bir delil getirmiş gibi kabul edilir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/kafir-bir-kimse-ramazanda-musluman-olursa/,https://kutsalayet.de/oruc-tutulmasi-yasak-olan-gunler/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız