"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Yolculukta oruç tutmamak

Kitap ve sünnetin delaletine göre yolcu olan bir kimse Ramazan’da ve başka bir zaman diliminde iftar edebilir (oruç tutmayabilir). Müslümanlar, yolcu olan bir kimsenin oruç tutmamasının mübah olduğu noktasında cümleten icma etmişlerdir. İftar edebilme mübahlığı, sadece namazın kendisinde kısaltılabildiği uzun bir yolculuk için söz konusudur. Yolcunun üç durumu vardır:

Ramazan ayı girdiği esnada yolcunun seferde olması: el-Muvaffak, “Bu durumda o kimsenin iftar edebileceği (orucunu tutmayabileceği) noktasında ilim ehlinin ihtilaf ettiklerini bilmiyoruz,” demiştir.
O ayın gecesinde yolculuğa çıkması: İlim ehlinin çoğunluğuna göre, böyle bir durumda yola çıkacağı o gecenin sabahında ve sonrasında iftar edebilir. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa (tutamadığı günler kadar) diğer günlerde kaza eder.” (Bakara Suresi: 184) İbn Abbas’tan nakledildiğine göre: “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), Mekke’nin fetih yılında Ramazan’da yola çıktı. Kedîd bölgesine varıncaya kadar oruç tuttu, sonra orucunu bozdu. Bunu gören sahabeleri de oruçlarını bozdular.” Buhârî ve Müslim ittifak etmiştir.
Ramazan’ın herhangi bir günü içerisinde yolculuk yapması: Bunun hükmü, geceleyin yolculuğa çıkan kimse gibi ikinci gündeki hüküm gibidir. Yola çıkmış olduğu o gün içerisinde oruç tutmamasının mübah oluşu hakkında İmam Ahmed’den iki görüş gelmiştir:
Birincisi: Bu orucu tutmayabilir. Bu, İshak, Davud ve İbn Münzir’in görüşüdür. Çünkü bu minvalde Ubeyd b. Ceber’in yaptığı rivayete göre, o şöyle demiştir: “Allah’ın Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem)’in sahabesi olan Ebu Basra el-Gıfârî ile bir gemide beraberdik. Ramazan ayında Fustât’tan hareket ettik. Gemi demir aldı, bir süre sonra Ebu Basra’nın sabah yemeği getirildi. Ebu Basra daha evleri geçmeden sofrayı istedi ve ‘Yaklaş’ dedi. ‘Sen evleri görmüyor musun?’ dedim. Ebu Basra: ‘Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in sünnetinden yüz mü çeviriyorsun?’ karşılığını verdi ve (yemeğini) yedi.”
İkincisi: O gün iftar etmesi mübah olmaz. Bu ise İmam Mâlik, Evzâî, İmam Şâfiî ve Rey ashabının görüşüdür. Çünkü oruç ibadettir, sefer ve hazar noktasındaki hükmü farklıdır. Dolayısıyla her ikisi de birleşecek olursa, o zaman –namaz gibi– hazar hükmü etkin çıkar.
el-Muvaffak der ki: Birincisi daha doğrudur. Çünkü hakkında hadis gelmiştir. Çünkü oruç, namazdan ayrılır. Zira namaz –orucun tersine– niyet etmekle tamamlanması gerekir.

Bu anlaşıldığına göre, dolayısıyla evleri geçmeden, onları arkada bırakmadan orucu açmak mübah olmaz. Yani bir tür evlerin ve (mukim) insanların arasından çıkıp gittikten sonra iftarı yapmaktır.

Yolcu, şayet seferinde oruç tutmaya niyet edecek olur da sonra iftar etmek durumunda kalacak olursa, orucu tutmayabilir. Bu konudaki İmam Şâfiî’nin görüşü ihtilaflıdır. İmam Mâlik ise: Şayet iftar edecek olursa orucu kaza eder ve kefaret de verir, demiştir. Buna ise Buhârî ve Müslim’in ittifak ettiği İbn Abbas hadisi –ki bu hadis sahihtir– gerekçe gösterilerek cevap verilmiştir.

Câbir şunu rivayet eder: “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), fetih yılı Mekke’ye doğru yola çıkmıştı. ‘Kurâü’l-Gamîm’ denilen bölgeye varıncaya kadar kendisi de ashabı da oruçlu idiler. Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem)’e şöyle denildi: ‘Oruç insanlara zor geliyor, insanlar sizin yaptığınıza bakıp duruyorlar.’ Bunun üzerine Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ikindiden sonra bir bardak su istedi ve insanların gözü önünde içti. ‘Hâlâ bir kısmı oruca devam ediyor’ denilince, Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem): ‘Onlar âsi olanlardır, onlar âsi olanlardır.’ buyurdu.” Bu, açık bir nass’tır ve buna muhalefet etmeye de yol yoktur.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/oruclu-iken-aklin-gitme-belirtisi/,https://kutsalayet.de/yeme-ve-icme/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız