Kendilerine zekât verilen kimselere fıtır sadakası verilebilir. Çünkü bu sadaka, bir zekâttır ve verileceği kimseler, zekâttaki söz konusu olan sınıflara da olabilir. Çünkü bu bir zekâttır ve Yüce Allah’ın:
“Sadakalar (zekâtlar), Allah’tan bir farz olarak ancak yoksullara, düşkünlere…” (Tevbe Suresi: 60) buyruğunun genel kapsamına girmektedir.
Bu sadakayı, kendilerine zekâtın verilmesi câiz olmayan kişilere vermek ise câiz değildir.
Fıtır sadakasını bir zimmîye vermek câiz olmaz. Bunu, İmam Mâlik, Leys, İmam Şâfiî ve Ebû Sevr söylemiştir. Çünkü bu, bir zekâttır ve -zekât gibi- Müslümanlardan başkasına vermek de câiz değildir. Nitekim zekâtın Müslümanlardan başkasına verilmesinin câiz olmayacağı hususunda ihtilaf da yoktur. Ebû Hanîfe bunun câiz olduğunu söyler. Buna ise geçen açıklamalarla cevap verilmiştir.
Bir kimsenin bir topluluğa lâzım olanı vermesi ve yine bir topluluğun da bir kişiye lâzım olanı vermesi câizdir. el-Muvaffak der ki: Bir topluluğun bir kişiye sadaka vermesine gelince; bunda bir ihtilaf bilmiyoruz. Çünkü sadakanın, hak sahibine sarf edilmesi demek, sanki o bir kimseye verilmiş gibi bu sadakadan beri olduğu (hakkıyla verip de sorumluluktan kurtulmuş olacağı) anlamına gelmiş olmaktadır.
Ama bir kişinin topluluğun sadakasını vermesine gelince; bu noktada İmam Şâfiî ve ona uyanlar, bu sadakanın altı sınıfa bölüştürülmesini, her bir payı da onlardan üç bölümüne taksim edilmesini gerekli görmüşlerdir. Buna dair açıklamaları ve öne sürülen delili ise zikretmiştik. Çünkü bu sadaka belirli olmadığından, bunun -nafile sadakada olduğu gibi- herhangi bir kimseye sarf edilip verilmesi de câizdir. Bunu da İmam Mâlik, Ebû Sevr, İbn Münzir ve Rey ashabı söylemiştir.