"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Nafile Sadakalar

Bunlar ise tüm vakitlerde yerine getirilebilen müstehap sadakalardır. Bu bağlamda Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“Verdiğinin kat kat fazlasını kendisine ödemesi için Allah’a güzel bir borç (isteyene faizsiz ödünç) verecek yok mu?” (Bakara Suresi: 245)
Daha birçok ayet-i kerimesinde bu sadakaları emrederek teşvik ve rağbette bulunmuştur.

Ebû Hureyre’den rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
“Kim helâl kazancından bir sadaka verirse -ki Yüce Allah helâl maldan başkasını kabul etmez- Allah onu muhakkak sağ eliyle kabul eder. Bu sadaka bir tek hurma dahi olmuş olsa, birinizin sütten henüz kesilmiş tayını, deve yavrusunu bakıp büyütmesi gibi o bir tek hurma Allah’ın katında dağdan daha büyük oluncaya kadar büyür.”
Buhârî ve Müslim ittifak etmiştir.

Sadakanın gizliden verilmesi, onu açıktan vermekten daha hayırlıdır. Çünkü Allah (c.c.) şöyle buyurmuştur:
“Eğer sadakaları (zekât ve benzeri hayırları) açıktan verirseniz ne güzel! Eğer onu fakirlere gizlice verirseniz, işte bu sizin için daha hayırlıdır. Allah da bu sebeple sizin günahlarınızı örter…” (Bakara Suresi: 271)

Ebû Hureyre’den nakledildiği üzere Nebî (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
“Yedi sınıf insan vardır ki, Yüce Allah onları, hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde kendi Arşının gölgesi altında gölgelendirecektir. (Bunlardan birisi de); sağ elinin verdiğini sol eli duymayacak derecede gizli sadaka veren kimsedir…”
Buhârî ve Müslim ittifak etmiştir.

Muhtaç zamanlarda bu sadakayı çokça vermek müstehap sayılmıştır. Çünkü Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
“Veya açlık gününde yemek yedirmektir.” (Beled Suresi: 14)

Bunu Ramazan ayında vermek (daha faziletlidir). Çünkü işlenen iyiliklere bu ayda fazlasıyla karşılık verilmektedir.

Bu sadakayı yakınlara vermek de müstehaptır. Zira Yüce Allah:
“Yakınlığı olan bir yetime (yedirmektir)…” (Beled Suresi: 15) buyurmuştur.

Nebî (sallallahu aleyhi ve sellem) de şöyle buyurur:
“Yoksul (miskin) kişiye sadaka vermekte sadece sadaka sevabı vardır; akrabaya tasaddukta bulunmanın ise iki sevabı bulunmaktadır: Sadaka sevabı ve akrabalık bağlarını kuvvetlendirme sevabı.”
Hadis hasendir.

Bu hususta evlâ olan, yeterli ölçüde sadakanın verilmesi ve devamlı bir şekilde yakınlardan başlayıp vermektir. Çünkü Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
“Sadakanın en hayırlısı, zengin olunduğu zaman verilendir. Sadaka vermeye yükümlü olduğun aile iyâline vermekle başla.”
Buhârî ve Müslim ittifak etmiştir.

Çünkü kendi yakınlarına infak etmen vacip, tatawwu‘ sadakası ise nafiledir. Nafilenin ise vacipten önce yerine getirilmesi caiz olmaz. Buna göre bir adam tek başına olur ya da nafakalarını sağladığı kimselere yeterli şekilde veriyor olur da malının hepsini sadaka olarak vermeyi düşünürse -kendisi kazanan bir kişi ise yahut da kendine güveni olan, güzelce tevekkülde bulunan, fakirliğe sabreden ve dilenmeyecek kadar da iffetli olan biri olursa- o zaman bu güzel bir davranış sayılır.

Hz. Ebû Bekir Sıddîk (radıyallahu anh)’ın yaptığı gibi:
“Zira o, malının hepsini vermişti.”
İşte bu, Ebû Bekir Sıddîk hakkında onun yakînî kuvveti ve imanının kemâlatını gösteren bir fazilet olmuştur. Bilindiği üzere o, ticaretle uğraşan ve kazancı yerinde olan bir kimse idi.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/fitir-sadakasinin-verilecegi-kimseler/,https://kutsalayet.de/siyam-oruc/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız