Rikaz, câhiliye dönemine ait olan defineye denilir. “Difn” ise gömülüp defnedilen şeye denilir. Rikaz, toprağın içine gömülen eşyalardır. Bir şey gizlendiği zaman ona “rikaz” adı verilir. Rikaz kelimesi “rakize” kelimesinden türetilmiştir. Mızrak toprağın içine batırıldığında, toprağın içinde kalan bölümü “rakīzurrumh” şeklinde ifade edilir.
Rikaz’ın zekâtında asıl olan, Ebû Hüreyre’nin Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’den rivayet ettiği: “(…) Rikaz’da humus (beşte bir zekât) vardır.” buyruğudur. Hadis hakkında Buhârî ve Müslim ittifak etmiştir. Bu, aynı şekilde üzerinde görüş birliği bulunan bir husustur. İbn Münzir bu bağlamda şöyle demiştir: “el-Hasen dışında bu hadise muhalefet eden kimseyi bilmiyoruz.” Zira o, harp diyarında bulunanlarla Arap diyarında bulunan toprakların arasını ayrıma tâbi tutmuştur.
Beşte bir zekât verilmesi gereken rikaz, câhiliye dönemine ait olan rikazlardır. Bu, İmam Mâlik, İmam Şâfiî ve Ebû Sevr’in görüşüdür. Bu da o eşyaların üzerinde bulunan (haç, put, şekil vb.) alâmetlerin varlığıyla anlaşılır. Eğer üzerlerinde İslâmî alâmetler varsa, o takdirde bu, lukata (kayıp eşya) sayılır. Çünkü bu mal, bir Müslümana aittir ve onun zâil olup olmadığı bilinmemektedir.