"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Kadının Süs ve Zînetleri

Mezhebimizin kuvvetli görüşüne göre; giyinmek, emanet olarak verilmek üzere yahut da bu minvalde kadının sahip olduğu, onun için hazır hâle getirildiği ziynet eşyasından zekât vermek gerekmez. Bunu, İmam Mâlik, İmam Şâfiî, Ebû Ubeyd, İshak ve Ebû Sevr söylemiştir. Nitekim bu hususta Afiyye b. Eyyûb’ün, Leys b. Sa’d’den, onun Ebû Zübeyr’den, onun da Câbir’den naklettiğine göre, Nebî (sallallahu aleyhi ve sellem): “Zîynet eşyası zekâta tâbi değildir.” buyurmuştur. Çünkü bu gibi zînetler, mubah olan kullanma için ayrılmıştır. Dolayısıyla bunlarda zekât vermek gerekmez. Zira bunlar, çalıştırılan hayvanlarla giyilen elbiselere benzemektedirler.

İmam Ahmed’den nakledilen diğer bir rivayete göre ise zînet eşyasında zekât vardır. Bu ise Sevrî ve Rey ashabının görüşüdür. Çünkü: “Rikka’da (gümüşte) onda birin rub‘u (yani kırkta bir) zekât vardır.” ve yine: “Beş ukıyye’den az miktarda zekât yoktur.” hadislerinin genel manası buna işaret etmektedir. Amr b. Şuayb’ın babası vasıtasıyla dedesinden rivayet ettiğine göre bir kadın, kızı ile birlikte Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in yanına geldi. Kızının kolunda kalın iki tane altın bilezik vardı. Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem) kadına: “Bunun zekâtını veriyor musun?” buyurdu. Kadın: “Hayır.” dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Kıyamet gününde Allah’ın onların yerine sana ateşten iki bilezik taktırması hoşuna gider mi?” buyurdu.

Delil getirmiş oldukları sahih hadisler bu tartışma konusuyla ilgili değildir. Çünkü hadiste geçen “rikka” ifadesi, basılmış gümüş dirhemler anlamına gelmektedir. Ebû Ubeyd şöyle demiştir: Bu ismin Araplar nezdinde makul bir açıklamasını biz sadece insanlar arasında gelişmiş bir şekilde nakşedilmiş (gümüş) dirhemler hakkında bilmekteyiz. Aynı şekilde **“ukıyye”**lerin de manası “dirhemler” anlamındadır ve her bir ukıyye kırk dirhem etmektedir.

Kalın bileziklerle ilgili hadislere gelince; Ebû Ubeyd şöyle demiştir: Bunu ise eskiden de, şimdi de insanların konuştukları yönüyle bilmekteyiz. Tirmizî ise: “Bu babda sahih bir şey yoktur.” demiştir. Muhtemeldir ki o, zekât ile ariye’yi kastetmiştir. Nitekim âlimlerden bazıları bu şekilde yorumlamışlardır. Sahâbeden ve başkalarından bir topluluk da bu görüşe sahip olmuştur.

Kiralamak yahut nafaka için hazır edilmiş ziynetlerde, eğer bunlara ihtiyaç duyuluyorsa o zaman zekât vardır. Çünkü zekât, ancak artış cihetinden sarf etmek için kullanıldığında sakıt olur. Bunlardan başkası için söz konusu olursa, aslı üzere kalır. Aynı şekilde sırf zekâttan kaçırmak için ziynet edinen bir kimseden de zekât sakıt olmaz.

Kadının giyindiği, emanet olarak kendisine verildiği yahut da bir erkeğe, ehlini süslemesi için emanet olarak verilmesi veya bunun için hazır hâle getirdiği o mubah ziynetin köleye ait olması arasında da bir fark yoktur. Mübahlık ve zekât hususunda ziynetin az ya da çok olması aynıdır. Çünkü şeriat, mutlak mânâdaki süs ve ziyneti hiçbir kayıt getirmeden mubah saymıştır. Bu durumda, görüş ya da hüküm vermek suretiyle onu kayıtlamak câiz olmaz.

Zîynet eğer kullanmak için olur ve bununla da ticaret yapılıyorsa, bu durumda niyet etme vaktinden olmak üzere zekâtın senesiyle bu akdedilmiş olur. Çünkü aslolan, vacip olduğudur. Ve zîyneti kullanmaya arız bir şeyin olması hâlinde, ancak bundan vazgeçilir.

Kadınların altın, gümüş ve mücevherlerden; aynı şekilde âdet üzere takındıkları bilezik, halhal, küpe, yüzük gibi takılar ve yüzlerine, boyunlarına, el, ayak, kulak vb. gibi yerlere giyip taktıkları ziynetler mubahtır. Ama giyilmesi onların âdetlerinden olmayan erkek kuşağı vb. gibi ziynetleri giymek ise erkeklere ait ziynetler sayılır. Bununla kadının süslenmesi haramdır ve bunda zekâtı vardır. Aynı şekilde bir erkeğin kendisi için kadın ziyneti edinmesi de böyledir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/iki-nakdin-digeriyle-ilave-edilerek-verilmesi/,https://kutsalayet.de/erkegin-mubah-olan-sus-ve-ziyneti/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız