İbn Münzir şöyle demiştir: Altın yirmi miskal, değeri de iki yüz dirhem geldiği takdirde o altından zekât vermenin vacip olduğu hususunda ilim adamları icma etmişlerdir. Sadece el-Hasen’den nakledildiğine göre, o: “Bu, kırk miskale ulaşmadıkça bir şey gerekmez.” demiştir.
Bunun yanında ilim adamları, altın eğer yirmi miskalden az olur ve kıymeti de iki yüz dirhemden düşük olursa, bundan da zekâtın verilmeyeceği hususunda icma etmişlerdir.
Fakihlerin geneli şöyle demişlerdir: Altının nisabı, kıymetine bakılmaksızın yirmi miskaldir. Çünkü bu konuda İbn Ömer ve Hz. Âişe şöyle rivayet etmişlerdir:
“Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), her yirmi dinardan bir dinar, fazlasında ise yarım dinar, kırk dinardan da bir dinar olarak zekât alırdı.”