"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Kendisinde zekât verilmesi vacip olan bir nisapta tasarrufta bulunmak

Satış, hediye yahut da diğer tasarruf çeşitleri ile kendisinde zekât verilmesi vacip olan bir nisap hakkında tasarrufta bulunmak câizdir. Zekât memurunun bu tür bir satışı feshetme hakkı yoktur. Çünkü Nebî (sallallahu aleyhi ve sellem), ağaç üzerinde olgunlaşmaya başlamamış meyvelerin satışını yasaklamıştır. Bu hadisin mefhumundan anlaşılan, olgunlaşmaya başlaması hâlinde onun satışının geçerli olacağıdır ki bu da vacip olan zekât ve benzeri sadakalar konusunda genel bir hükmü içermektedir.

Bir de zekât, zimmette de vacip olduğu için onun satışta bulunması da sahih olur. Mesela üzerinde kullara ait bir borcu olduğu hâlde malını satacak olan kimsenin durumu gibi. Zira bu, her ne kadar onun şahsına bağlı da olsa, bu durum nisabın bir bölümünden tasarrufta bulunmasına engel teşkil etmez. Onun için —cinayetlere dair diyet konusu gibi— bunun hepsini satmaya da mâni bir şey yoktur.

Ebû Hanîfe ise bunun sahih olacağını, ancak zekâtı edâ etmekten engelleyecek bir durumun olması hâlinde söz konusu olan satışın, miktarı ölçüsünde bozulmuş olacağını belirtmiştir.

İmam Şâfiî’ye göre ise bu durumdaki satışın sahih olup olmamasında iki görüşü gelmiştir ki bunlardan birisi bunun sahih olmayacağı yönündedir. Çünkü şayet biz “zekâtın onun şahsına bağlı olduğunu” söyleyecek olursak, bu durumda mâlik olmadığı bir şeyi satmış olur. Şayet “zekâtın onun zimmetine bağlı olduğunu” söyleyecek olursak, o zaman da zekâtın miktarı onu getirmiş olacaktır ve rehinin (yani rehin bırakılan malın) satılması da câiz olmaz.

İşte bu, sahih değildir; çünkü elinde olan mülkü, nisaba ulaşmadığından dolayı fakirler için sâbit olmuş olmaz. Buna dair delil, zekâtın ondan başkasına verilmesi etken olmuştur. Dolayısıyla da zekâtı ona vermesindeki bu durumu, onun zekâtı fakirlere vermesini mümkün kılmamıştır. Bu ise rehin olmaz; çünkü rehine ait hükümler bu konuda sâbit değildir.

Burada eğer nisap içinden tasarrufta bulunacak olursa, o zaman zekâtı nisabın dışından çıkartıp verir. Aksi hâlde —adına tahsil edecek kimse olmasa dahi— o zekâtı vermekle mükellef tutulur. Ve diğer borçlarda olduğu gibi, zimmetinde bulunan zekâtın kalanını ödemekten âciz de kalmış olsa durum aynıdır.

el-Muvaffak der ki: Muhtemeldir ki zekâtın miktarı kadarında satışı fesheder ve ondan da zekâtı alır. Satıcı da kendisine miktarı kadarını geri verir. Çünkü satışın tamamlanması demek, fakirlerin bir tür zarara girmeleri ve haklarının kaybolması anlamına gelmektedir. Onun için bu satışın fesh (iptal) edilmesi gerekir… Devamla el-Muvaffak: “En doğrusu da budur,” demiştir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/zekat-vermemek-amaciyla-nisap-degistirmek/,https://kutsalayet.de/zekatin-zimmete-yahut-da-aynina-bagli-olmasi/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız