Fakihlerin genelinin görüşüne göre, niyet etmek zekâtın eda şartından sayılmaktadır. Ancak Evzâî’nin bundan farklı düşündüğü ve onun; “Zekât için niyet gerekmez. Çünkü bu bir borçtur; diğer borçlarda olduğu gibi bunda da niyet etmek gerekli değildir. Bu nedenledir ki yetimin zekâtını velisi çıkarıp verir ve zekâtı vermeyen kimseden de zekâtını devlet başkanı (zorla) alır.” dediği nakledilmiştir.
el-Muvaffak der ki: Bizim mezhebe göre bakacak olursak, bu hususta Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Ameller ancak niyetlere göredir.” buyurmuştur. Ve niyetlerin edası ise ameldir. Çünkü zekât bir ibadettir. Farz ve nafile kısımları bulunduğundan dolayı —namaz gibi— niyete gerek duyar. Borçların ödenmesi ise bundan farklıdır; çünkü bir ibadet değildir borçlar… Bu sebeple de hak sahibi borçlarını sildiği zaman, ondan borçlar düşmüş olacaktır. Çocuğun velisi ile devlet başkanı sadece ihtiyaç sebebiyle onların yerine nâiplik görevini üstlenmektedirler.
Niyet, çıkarıp verdiği ya da adına çıkarıp verilen o şeyin zekâtı olduğuna inanmış, karar kılmış olması demektir. Yeri ise kalptir.