"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Devenin Nisabı

Beş devede bir koyun zekat vardır, on devede ise iki koyun zekat vardır. On beş tanede üç koyun, yirmide ise dört koyun zekat vardır. İşte tüm bunların hepsinde icma vardır ve bunlar Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in sünneti ile sabittir.

Zekat için çıkarılıp verilecek olan koyun ve keçi ancak bir yaşını bitirmiş olursa yeterli gelir. Dişi de olması gerekir. Çünkü erkek olursa bu yeterli olmaz. Çünkü nisabında vacip olan koyun, dişilerden oluşmaktadır. Bunun yanında erkek olması durumunda bunun da yeterli olacağı muhtemeldir. Çünkü şari, “şat” lafzını kullanmıştır ve bu kapsama hem erkek hem de dişi girmektedir.

Devenin sayısı yirmi beşe ulaşırsa, otuz beşe kadar dişi bir bintu mehad zekat vardır. Eğer bintu mehad yoksa o zaman ibnu lebun vardır. Sayı otuz altıya erişince, kırk beşe kadar bir bintu lebun vardır. Kırk altıya erişince, altmışa kadar boğur basacak bir hıkka vardır. Altmış bire erişince, yetmiş beşe kadar boğur basacak bir cezea vardır. Yetmiş altıya erişince, doksana kadar iki tane bintu lebun; doksan bire erişince, yüz yirmiye kadar boğur basacak iki hıkka zekat vermek farz olur. İşte tüm bunların hepsinde icma bulunmaktadır ve geçen hadis-i şerif hepsini kapsamaktadır.

Bintu mehad: Bir yaşını bitirmiş ve iki yaşına da girmiş olan devedir. Annesi kendisinden başkasına da hamile kaldığı için böyle isimlendirilmiştir. “Mehad” ise hamile demektir. Annesinin hamile oluşu ise bunda şart değildir. Durumunun galibi ve genelliği açısından ona ait bir tarif zikredilmiştir. Aynı şekilde bintu lebun da böyledir. Bu ise iki yaşını bitirmiş ve üç yaşına girmiş dişi devedir. Annesi kendisinden başkasına hamile kaldığı ve memesinde süt olduğu için böyle isimlendirilmiştir. Hıkka ise üç yaşını bitirmiş ve dört yaşına girmiş devedir. Çünkü bu hayvan artık boğur basacak, binilmeye ve erkek deve tarafından aşılanmaya elverişli bir duruma gelmiş gebe kalacak bir yaşa girmiştir demektir. Cezea ise dört yaşını bitirmiş ve beş yaşına girmiş dişi devedir. Dişleri döküldüğü için cezea ismini almıştır ki, bu deve, zekat konusunda vacip olan en üst yaş sınırındaki devedir. Buna mukabil zekat konusunda en az yaş sınırı olan ise bintu mehad’dır.

Şayet farz olan zekatta, yaş olarak cinsinden daha büyük olanı çıkarıp verecek olursa, bu caiz olur. Mesela; bintu mehad yerine, bintu lebunu vermek ya da hıkka yerine bintu lebun vermek gibi. Bu noktada el-Muvaffak: Bu konuda ihtilaf edeni bilmiyoruz, demiştir.

Eğer devenin sayısı yüz yirmiyi geçecek olursa her kırkta, bir bintu lebun ve her elli de ise hıkka zekat verilir. Bu, açıkça demek oluyor ki; devenin sayısı yüz yirmiyi bir tane geçecek olursa, bu durumda üç tane bintu lebun verilir. Bu, İmam Ahmed’in görüşlerinden birisi olup, aynı şekilde Evzai, Şafii ve İshak’ın da mezhebini oluşturmaktadır. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Deve sayısı yüz yirmiden fazla olunca, her kırk devede bir tane bintu lebun zekat vardır.” Bu bir tanesi ise ziyadedir. Bu şekilde bir tanenin ziyade edilmesiyle Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem), bunu farz hakkında amaç kılmış ve farz bu minvalde değiştirilmiştir.

İmam Ahmed’in ikinci görüşüne göre; sayı yüz otuza ulaşınca farz miktarı değişmez; bu durumda bir hıkka ve iki tane binti lebun zekat olarak verilir. Bu ise Ebu Ubeyd’in mezhebidir. İmam Malik’ten ise iki görüş gelmiştir. Çünkü farz, diğer farzlarda olduğu gibi bir tanenin ziyadesi sebebiyle değişmez.

“Sadece bir tane ziyade olması nedeniyle farzın değişmeyeceği, onu ancak öncesindekiyle birlikte değiştirmiş olacağı” şeklinde cevap verilmiştir. Bu durumda, doksan ve altmış ve diğer sayılar üzerinde bir tane ziyade olmasına benzetilmiş olmaktadır.

Her iki görüşe göre de her ne zaman develerin sayısı yüz otuza ulaşacak olursa, bu durumda bir hıkka ve iki tane binti lebun zekat olarak verilir. Sayı yüz kırk olursa, iki hıkka ve bir tane binti lebun verilir. Yüz elliye ulaşacak olursa, üç hıkka zekat olarak verilir. Yüz altmış olursa, dört tane binti lebun verilir. Sonra her defasında on tane artacak olursa, her bir bintu lebun yerine bir hıkka verilir. İki yüz olursa, bu durumda iki tane farz bir arada toplanmış olur. O zaman dört hıkka ya da beş tane bintu lebun verilir. Yani bu iki farz hakkında, söz konusu olan miktardan istediğini çıkarıp zekat olarak verir. İmam Şafii buradaki muhayyerliğin, zekatı verecek kimse hakkında söz konusu olduğunu söylemiştir.

Servi ve Ebu Hanife ise şöyle demiştir: Develerin sayısı yüz yirmiyi geçecek olursa, bu durumda farz başa döner ve yüz kırk beşe ulaşana değin her beşte, bir koyun zekat olarak verilir. Böylece de yüz elliye kadar iki hıkka ve bintu mehad verilir ve burada üç tane hıkka zekat olarak verilir. Farz başa döner ve her beşte, bir koyun zekat olarak verilir.

Buna şöyle cevap verilmiştir: Doğrusu, sahih olarak gelen ve kıyasa da uygun düşen, Hz. Ebu Bekir’in, Enes’e yazıp da göndermiş olduğu mektupta yer alan zekat miktarıyla ilgili gelen hadis-i şeriftir. Şüphesiz bir mal, eğer zekat olarak kendi cinsinden vermek mümkün oluyorsa, ondan vermek farzdır, başka bir cinsten değil. Diğer davar cinsleri de böyledir. Dolayısıyla farz olan öncelikle kendi cins ve türünden vermektir. Çünkü kendi cinsinden eşit olmama ihtimali olduğundan, başka cinsten vermek vacip olmaz. Ancak bir zaruret varsa, o zaman başka cinsten almak durumunda kalırız. Bu ise mal çok olduğu zaman ortadan kalkmış olacaktır.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/saime-olma-sarti/,https://kutsalayet.de/telafi-etme-konusu/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız