“Saime”, kırlarda otlayan hayvan demektir. “Saime”nin zikredilmiş olmasında, yem, yulaf ve birtakım besi malzemeleriyle o hayvanların beslenmiş olmasına karşı çıkılmıştır. Çünkü “Saime” olmaması durumunda — ilim adamlarının çoğunluğuna göre — o hayvandan dolayı zekât yoktur. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Kırlarda otlayarak beslenen her kırk devede, iki yaşını bitirip üç yaşına basmış bir dişi deve zekât vardır.” Burada “otlayan (Saime)” olmasıyla kayıt altına alınmıştır. Bu da gösteriyor ki hayvan “Saime” olmadığı sürece onda zekât yoktur.
İmam Malik’ten nakledildiğine göre; Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in “Her beş devede bir koyun zekât vardır.” buyruğunun genel anlamına göre, yem ve besilerle beslenen develerde de zekât vardır. “Bu hadisin mutlak olup, mukayyete hamledileceği” şeklinde cevap verilmiştir. Çünkü nema (artma, çoğalma) özelliği, zekâtın muteber gördüğü bir husustur. Yem ve yulaf ile beslenmiş bir devenin bu yemi ise nemasıdır; ancak ticaret için adediyorsa başka, bu durumda ise ticaretten dolayı zekât düşer.
Muteber olan, “Saime” olan hayvanın yılın çoğunu kırlarda otlayarak geçirmiş olmasıdır. Bu, Ebu Hanife’nin mezhebine göredir. Çünkü hayvanların nisabında zekâtın farziyetine delalet eden nasların genel manası bunu göstermektedir. Bir de “es-Sevm (otlayan)” ismi, azıcık yem yiyen hayvanları da kapsar ve hadisteki manaya girmesine engel teşkil etmez. Zira hayvanın azıcık bir yemden kaçınması zordur. Bu durumda senenin tümündeki muteberlik, tam olarak zekâtı düşürmektedir. Çünkü bu, külfet ve emeğin kalkmasında muteber olan bir nitelik demek olduğundan, burada en çoğuna itibar edilir. Mesela külfetsiz ve emeksiz bir şekilde ekin ve ürünlerin sulanması buna bir örnek sayılır.
İmam Şafii der ki: Yılın çoğunda eğer kırlarda otlayarak geçirmiş değilse, bu durumda ondan zekât düşmez. Çünkü otlaması, zekât vermesi için şart olduğundan dolayı yılın hepsinde otlamış olmasına itibar edilir. Mesela malının bulunması ve nisaba ulaşması gibi. “Şart olanın, yılın çoğunda otlayan (Saime) olmasıdır.” şeklinde cevap verilmiştir. Mesela, öşrün vacip olmasında külfet ve emeksiz olarak sulama yapmak gibi. Burada çoğu mevcut olmuşsa, yeterli gelmiş demektir.