Devenin zekâtı hakkında İslam âlimleri görüş birliğine varmışlardır ve bu konuda sahih sünnet gelmiştir. Müslümanların icmasına göre beş devenin altında zekât yoktur. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “En aşağı üçer yaşında olmak üzere, beş deveden aşağısında zekât yoktur.” Buhari ve Müslim ittifak etmiştir.
Devenin zekâtı hakkında gelen en güzel rivayet, Buhari’nin Sahih’inde gelen şu rivayettir: “Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anh), Enes’i Bahreyn’e zekât memuru olarak gönderdiği zaman, onun için şu mektubu yazmıştır: Esirgeyen ve bağışlayan Allah’ın adıyla. İşte bu, Yüce Allah’ın kendi Rasulüne emir buyurduğu ve Allah’ın Resulü’nün Müslümanlar üzerine takdir ve tayin ettiği zekât farızasıdır. Herhangi bir Müslümandan bu mektupta belirtilen miktarlar kadarıyla zekât istenirse, o Müslüman bu zekâtını versin. Bundan fazlası istenirse, fazlasını ise vermesin.
Deveden yirmi dört tanesinde ve bundan aşağısında koyun olarak farz olan zekât, her beş devede bir koyundur. Deve sayısı yirmi beşe erişince otuz beşe kadar dişi bir bintu mehad; sayı otuz altıya erişince kırk beşe kadar dişi bir bintu lebun; kırk altıya erişince altmışa kadar boğur basacak bir hıkka; altmış bire erişince yetmiş beşe kadar boğur basacak bir cezea; yetmiş altıya erişince doksana kadar iki tane bintu lebun; doksan bire erişince yüz yirmiye kadar boğur basacak iki hıkka zekât vermek vacip olur.
Deve sayısı yüz yirmiden fazla olunca, her kırk devede bir tane bintu lebun ve her elli devede bir hıkka zekât vardır. Beraberinde dört tane deveden başka bulunmayan kimsede ise bu miktar devede zekât yoktur. Ancak deve sahibi kendi isteğiyle verebilir. Deve sayısı beşe ulaşınca bu durumda bir koyun zekât vermek farz olur.
Ebu Davud’un rivayetine göre o şunu ilave etmiştir: “Deve sayısı yirmi beşe ulaştığında otuz beşe ulaşıncaya kadar bir yaşını bitirip iki yaşına girmiş bir dişi deve verilir. Eğer onların içinde bir yaşını bitirip iki yaşına basmış dişi deve yoksa iki yaşını bitirip üç yaşına basmış bir erkek deve verilir.” İşte sayısı yüz yirmiye ulaşıncaya kadar tüm bunların hepsi hakkında görüş birliğine varılmıştır.