"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Ölü üzerine ağlamak

Bu ağlama, normal bir ağlama olup da içerisinde çığlık atıp bağırma ve yaka paça yırtma (gibi cahiliye adetleri) bulunmuyorsa, hiçbir surette sakıncası yoktur. Bu minvalde Enes şunu rivayet etmiştir: “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in kızının (cenazesine) şahid olmuştuk ve Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem) onun kabrinin üzerine oturmuştu. Bir de baktım ki Allah’ın Elçisi’nin gözlerinden yaşlar dökülüyordu.”

Bir defasında Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem), Sad b. Ubade’yi ziyarete gitmişti; bir süre sonra Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem) ağlamaya başladı. Onu gören oradaki insanlar da ağlamaya başladılar. Bunun üzerine Allah’ın Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
“Bilmez misiniz? Allah, gözyaşı ve üzüntüden dolayı kişiye azap etmez. -Eliyle diline işaret ederek- işte bunun yüzünden ya azap eder veya merhamet eder.”

Allah’ın Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem), oğlu İbrahim’in yanına (tekrar) girdi. İbrahim, can çekişiyordu. Bu durum karşısında Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem)’nin gözlerinden yaş boşandı. Abdurrahman b. Avf: “Sen de mi (ağlıyorsun) ey Allah’ın elçisi?” dedi. Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem): “Ey İbnu Avf! Bu, merhamettir!” buyurdu ve ağlamasına devam etti. Sonra şöyle buyurdu:
“Gözümüz yaş döker, kalbimiz hüzün çeker; fakat Rabbimizi razı etmeyecek söz sarfetmeyiz. Ey İbrahim! Senin ayrılmandan dolayı bizler üzgünüz!”

İmam Şafii şöyle demiştir: Ruh çıkana kadar o kimse için ağlamak mübahtır; ancak ruh çıktıktan sonra mekruhtur. Çünkü bu hususta Abdullah b. Sabit’in vefat haberi ulaşınca, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “(Biz yaşamanı isteriz; fakat Allah’ın emri) bize galebe çaldı ey Ebu’r-Rebi!” buyurdu. Bunun üzerine kadınlar feryad edip ağlamaya başladılar. Cabir b. Atik ise kadınları susturmaya başladı. Ancak Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Bırak onları ağlasınlar! Vacip olduğu zaman tek ağlayan kimse ağlamayacak!” buyurdu.

“Bunun, yüksek sesle bağırmak, yaka paça yırtmaya ve buna benzer amellere hamledildiği” şeklinde cevap verilmiştir. Nitekim yaka paça yırtmak, ölünün güzel yönlerini sayıp döker. el-Muvaffak der ki: Hadislerin zahiri, bu durumlarda yüksek sesle bağırmanın haram olduğuna delalet etmektedir. Ümmü Atiyye şöyle demiştir: “Allah’ın Peygamberi, bizden bağırıp çağırmamamız için beyat aldı.”

Ebu Musa el-Eşari’den nakledildiğine göre; Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), matem sırasında yüksek sesle bağırıp çağırandan (sâlika), saçını traş edenden (hâlika) ve üst baş yırtanlardan (şakka) uzak olduğunu belirtmiştir.

İbn Mesud’dan rivayet edildiğine göre, Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki: “(Matem sebebiyle) yanaklarını yolan, üst başını yırtıp dövünen ve cahiliye duasıyla dua eden kimseler bizden değildir.” Çünkü bu eylemler, bir tür haddi aşmaya, uygunsuz isteklerde bulunmaya ve Yüce Allah’ın kaza (ve dilemesine) öfke duymaya benzetilmektedir.

Musibete maruz kalan bir kimsenin, Yüce Allah’tan yardım istemesi, O’na sığınıp O’na başvurması, sabır ve namazla O’nun emrine gereklilik göstermesi ve bunun yanında Allah’ın:
“Sabredenleri müjdele! Sabredenleri müjdele! O sabredenler, kendilerine bir musibet geldiği zaman: Biz, Allah’ın kullarıyız ve biz O’na döneceğiz, derler. İşte Rablerinden bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır. Ve doğru yolu bulanlar da onlardır.” Bakara suresi: 155-157 buyruğunda, sabreden kullarına va’ detmiş olduğu şeyleri de düşünmesi gerekmektedir.

Ümmü Seleme’den nakledildiğine göre, kendisi Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu işitmiştir:
“Herhangi bir kul sıkıntıya düşer de: ‘Biz Allah’tan geldik, Allah’a döneceğiz. Allahım, başıma gelen musibetin ecrini ver ve bana bundan daha hayırlısını nasip et.’ diye dua ederse, Yüce Allah, onu uğradığı sıkıntıdan dolayı mükafatlandırır ve ona kaybettiğinden daha hayırlısını bağışlar.”

Dolayısıyla ecir ve mükafatını silecek, Rabbini öfkelendirecek ve içerisinde haddi aşma ve başkalarından isteme anlamına gelebilecek hususlardan mutlaka kaçınmalıdır. Çünkü Yüce Allah, adalet sahibidir ve O, asla zulmetmez. Canı alan ve veren de yalnız O’dur, dilediğini yapmaya hak sahibidir.

Kişi öldüğünde ise hayır konuşmalıdır. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur:
“Hasta veya ölecek bir kimseye geldiğinizde hayır söyleyin; çünkü melekler sizin söyleyeceklerinize ‘Amin’ diyeceklerdir.”

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/olu-sahiplerine-taziyede-bulunmak/,https://kutsalayet.de/olunun-yakinlarina-yemek-hazirlamak/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız