İmam Ahmed’den meşhur olarak geldiği üzere; yolcuyu ikamet niyetiyle tam kılmasına ilzam eden müddet, yirmi bir namaz vaktinden (yani yaklaşık beş günden) daha fazla kalması durumudur. İmam Ahmed’den gelen diğer bir nakle göre; dört gün ikamet edeceğine dair niyet edecek olursa, namazı tam olarak kılar. Daha azına niyet ederse, namazı kısaltarak kılar. Bu, İmam Malik, İmam Şafii ve Ebu Sevr’in kabul ettiği görüştür. Çünkü üç gün, azlığın haddidir.
Buna dair delil Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şu buyruğudur: “Mekke’ye hicret eden kişi (muhacir), hac ibadetlerini üç gün süreyle yerine getirdikten sonra ikame eder.” (854) Bu da söz konusu “üç gün” ifadesinin, seferi hükme delalet ettiğini, bundan fazlasının da mukim olacağını gösterir.
Şüphesiz Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) (855), Mekke’ye (Zilhicce ayının) dördüncü günü geldi. Dört, beş, altı ve yedinci günleri orada kaldı. Sekizinci gün sabah namazını “Ebtah” bölgesinde kıldı. Namazları bu günlerde de kısaltarak kılardı. Onun bu günlerde ikamet ettiği hususunda görüş birliği vardır.
Buna göre, şayet -Allah’ın Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ikamet ettiği gibi- ikamet edip kalacağına dair karar verirse, namazı kısaltarak eda eder. Daha fazla kalacağına dair karar verirse, o zaman da namazı tam kılar.
İşte bu, dört gündür. Bu günler içinde yer alan Terviye günündeki sabah namazı, yirmi bir vakitle tamamlanıp kasredilen namazdır. Bu da gösteriyor ki her kim yirmi namaz vakti kadar ikamet edecek olursa, namazları kısaltarak kılar. Bunlar da dört günü ziyadesiyle geçmektedir. İşte bu da sadece “dört gün” sınırını koyanların tersine apaçık bir delili teşkil etmektedir.
On beş gün görüşü: Sevri ve Rey ashabı şöyle demiştir: Yola çıkacağı gün dahil olmak üzere kim on beş gün ikamet edecek olursa, namazları tam olarak kılar. Bundan daha azına niyet ederse, namazları kısaltarak kılar. Çünkü bu minvalde İbn Ömer ve İbn Abbas’tan rivayet bulunmaktadır. (856)
İbn Abbas’tan nakledildiğine göre, o şöyle der: “Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem) on dokuz gün ikamet edip namazı kısaltarak kıldı. Biz de yolculuk yapıp on dokuz gün kalınca namazı kısaltırdık, daha fazla kaldığımız zaman ise tam kılardık.” (857) Bu gibi durumlara, “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ikameti (mukim olarak kalmayı) düşünmediği” şeklinde cevap verilmiştir.