Önünde sütre olmadığı halde namaz kılanın önünden geçmek doğru değildir. Önünde sütre varsa onunla sütresinin arasından da geçemez. Çünkü Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Namaz kılanın önünden geçen bir kimse, ne kadar günah işlediğini bilmiş olsaydı kırk (sene) beklemeyi önünden geçmekten daha hayırlı bulurdu.” Buhari ve Müslim ittifak etmiştir.
Şüphesiz Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem), namaz kılanın önünden geçeni “şeytan” diye isimlendirmiştir; ona karşı çıkmayı ve onu engellemeyi de bizzat emir buyurmuştur. Buna göre her kim namaz kılanın önünden geçmek isterse, ilim adamlarının çoğunluğuna göre bu kimseyi engelleyebilir. Bu, İmam Şafii, Ebu Sevr ve Rey ashabının görüşüdür. el-Muvaffak der ki: Bu konuda ihtilaf edeni bilmiyorum.
Bu hususta aslolan Ebu Said’in rivayetidir. O der ki: Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu işittim: “Sizden biri namaz kılarken hiç kimseyi önünden geçirmesin. Elinden geldiği kadar ona engel olsun. Eğer o kimse diretirse, onunla döğüşsün. Çünkü o, ancak birer şeytandır.” Buhari ve Müslim ittifak etmiştir. Bir lafız şöyledir: “(…) gücü yettiği kadar onu def etsin. Şayet yüz çevirecek olursa şu bilinsin ki o, ancak bir şeytandır.”
Hadiste geçen “onu def etsin” ifadesi, ilk olarak yapılması gereken eylemdir. Şayet yüz çevirecek olursa, bu durumda onunla dövüşsün; yani önünden geçirmemek pahasına sert bir şekilde mücadele göstersin, dövüşsün, demektir. Çünkü karşısındaki ancak bir şeytandır, onun amelini işlemiş ya da şeytan kendisini buna itmiştir. Bu ifadenin anlamının “şeytan kendisiyle beraberdir” şeklinde olduğu da söylenmiştir.
Rivayetlerin çoğunluğu Ebu Abdullah (İmam Ahmed)’dan gelmiştir. Namaz kılanın önünden geçen kişi geri dönmeyecek olması durumunda -namazda ameli kesir yapmadığı sürece- namaz kılan tarafından def edilebilir ve kendisini savmak için çabalayabilir. Çünkü ameli kesir (namazda olmayan çokça amel işlemek) ile fitneye düşebilir ve namazı bozulmaya maruz kalabilir.
Şu var ki Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), onu def etmekle, kendi namazını bozmasından engellemek için ona karşı çıkmasını emir buyurmuştur. Bilmelidir ki namazını ifsat edecek ve tamamen bozacak bir karşı çıkışı emretmemiştir. Bu durumda, hadiste yer alan “mukatele (dövüşsün, mücadele etsin)” lafzı, muhtemeldir ki def edip karşı çıkmaya göre yorumlanması, birinci manasından daha beliğ bir anlam ifade etmiş olmaktadır. Allah, en iyisini bilir.
Eğer bir kimse namaz kılanın önünde geçecek olur da (tam önünde) duracak olursa, bu durumda geldiği yönden onu geri çevirmek müstehap olmaz. Bu, Şa’bi, Sevri, İshak ve İbn Munazir’in görüşüdür. Çünkü o zaman iki tane gidiş geliş sayılmış olur. Zira geldiği yerden geri dönecek olursa bu halde namaz kılan onu engellemekle memurdur, durup bekleyenin de bir defa daha önünden geçmesi helal olmaz.
Namaz kılanın önünden geçmek namazı nakzeder ama onun irtibatını kesmez. el-Kadi ise; buradaki “namazın nakzedilmesi” ifadesi hakkında, engelemeye gücü yettiği halde bunu yapmayan kimseye hamledilir, demiştir.