"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

İmamın ve kendisine uyanların niyeti

Cemaatle kılınan namazlarda yer alan şartlardan birisi de imam ve uyan cemaatin durumlarına göre niyet etmeleridir. İmamın kendisi, imam olduğuna ve uyanlar da ona uyduklarına dair niyet ederler. Bu durumda, iki kişi namaz kılacak olur, her ikisi de diğerine imam olmaya ya da birbirlerine uymaya dair niyet ederlerse her ikisinin de namazı geçersizdir. Çünkü ilkinde, imam olmadıkları halde imamlık yapmaya ve ikincisinde de imam olmadıkları halde imamlık yapmaya dair niyet etmiş olurlar.

Bir kimse tek başına iftitah tekbiri alır, sonra başkası gelip onunla birlikte imamlığına uyarak namaz kılacak olursa, bu namazı nafile bir namaz ise o takdirde sahih olur. Bunu, İmam Ahmed söylemiş ve buna dair İbn Abbas hadisini delil göstermiştir. Orada şöyle geçmektedir: “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) uykusundan uyandı ve abdest alıp ardından kalkıp namaz kıldı. İbn Abbas dedi ki: Bunun üzerine ben de kalkıp Allah’ın Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem)’in yaptığı aynı şeyi yaptım. Ardından gidip O (sallallahu aleyhi ve sellem)’in sol tarafına dikildim. O da beni alıp sağ tarafına doğru çevirdi.” Buhari ve Müslim ittifak etmiştir.

Farz namaza gelince -şayet mescidin imamı gibi- beklenen bir kimse olursa, tek başına ihram tekbiri alır ve kendisiyle beraber kılacak olan bir kimseyi bekler, onunla birlikte namazı kılarsa işte bu caizdir. Bunu, İmam Ahmed söylemiştir. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem), tek başına iftitah tekbiri almış sonra (sahabelerden) Cabir ve Cebbar gelip O’nunla birlikte tekbir almışlar, Allah’ın Resulü onlara namazı kıldırmış ve ikisinin yaptığı bu uygulamaya ses çıkarmamıştır. Açıkçası bundan anlaşılan, söz konusu olan bu namazın, farz bir namaz olduğudur; çünkü onlar seferi idiler.

Şayet kendisi beklenmeyen bir kimse olursa bu durumda İmam Ahmed’den nakledildiğine göre bu namaz sahih olmaz. Bu, gerek farz ve gerekse nafile namazların hepsi için söz konusu olan Sevri, İshak ve Rey ashabının kabul ettiği görüştür. Çünkü namazın başında imamlığa niyet etmediği için namazı sahih olmaz. Tıpkı (imama) uyan cemaate uyan kimsenin durumu gibidir.

İmam Ahmed’den gelen rivayete göre o; kişinin kendisi hakkında bunun sahih olacağını söylemiştir. Çünkü İbn Abbas hadisi, bunu güçlendirmektedir. Bu, Şafii mezhebinin görüşüdür. el-Muvaffak der ki: Yüce Allah’ın izniyle doğrusu da budur. Zira nafile hakkında İbn Abbas’ın hadisi sabittir. Hz. Aişe hadisinde ise o, şöyle demiştir: “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) gece namazını odasında eda ederdi. Odanın duvarı ise kısa idi. İnsanlar da Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şahsını görüp buna göre Onun namazına uyarak namazlarını kılıyorlardı…” Aslolan farz ve nafilelerdeki niyetin aynı hükümde olduğudur. Zaten farz namaz ile ilgili Cabir ve Cebbar hadisi bu açıklamayı güçlendirmektedir. Bir de ihtiyaç, kimi zaman niyetin imamlığa geçişini zorunlu hale getirebilmektedir, bu durumda -imamın yerine başkasını geçirmesinde olduğu gibi- bu namazı sahih olur. Onların kıyasları ise bu durumla çelişmektedir.

İmama uyan bir kimse iftitah tekbiri alacak olur, sonra imamdan ayrılmaya dair niyet edecek olur ve tek başına namazı tamamlamasına dair bir mazereti bulunacak olursa, o zaman namazı caizdir. Çünkü bu minvalde Cabir hadisinde şöyle geçmektedir: “Muaz (b. Cebel), Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ile beraber yatsıyı kılardı. Sonra kavmine gelip, onlara imam olurdu. Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem) yatsıyı ertelerdi ve O’nunla beraber namazı kılardı. Sonrasında Muaz kavmine geri döner ve Bakara suresini okurdu. Bunun üzerine cemaatten bir kimse selam verip ayrıldı, sonra namazı yalnız başına kılıp çıktı…” Buhari ve Müslim ittifak etmiştir. Allah’ın Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem), namazı baştan kılmasını ona emretmediği gibi, bu ameli sebebiyle ona karşı da çıkmamıştır.

Namazdan çıkmayı gerektirecek mazeretlere; imamın namazı uzatmasını, hastalığı, şiddetli uykunun bastırmasından korkulmasını, namazı bozacak bir durumun arız olmasını, malın telef olmasından endişe edilmesini, arkadaşının kaybolmasını ve buna benzer örnekleri verebiliriz.

Özrü olmadığı halde imama uymayı terk eden kimse hakkında ise iki görüş gelmiştir:

Bu durumda namazı bozulur.
Bu kimsenin namazı sahihtir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/farz-namazda-cocugun-imamlik-yapmasi/,https://kutsalayet.de/safta-olmadigi-halde-ruku-edip-ardindan-safa-dahil-olursa/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız