Kıraat (Kur’an) ve fıkıh bilgisinin, diğer hususlardan daha öncelikli olduğu hususunda ihtilaf yoktur. İmamette ikisinden (kıraat mi, fıkıh mı?) hangisinin daha öncelikli olacağı konusunda ise ihtilaf edilmiştir: İmam Ahmed’in mezhebine göre kıraat, fıkıhtan önceliklidir. Bunu, Sevri, İshak ve Rey ashabı söylemiştir. Çünkü Ebu Said hadisinde geldiğine göre Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “(Namaz kılacak kimseler) üç kişi iseler içlerinden biri imamlık yapsın. İmamlığa en hak sahibi olan, kıraati (Kur’an’ı okumayı) en iyi bilendir.”
Ebu Mesud el-Ensari’den nakledildiğine göre, Allah’ın Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “Cemaate, Kitabullah’ı en iyi okuyan kimse imamlık yapar. Eğer kıraatle herkes eşit olursa, sünneti en iyi bilen; sünneti bilmede eşitseler, hicret etmede öncelikli olan; hicrette de eşitseler, ilk olarak Müslüman olan imam olur.”
Bir rivayette ise “yaşça büyük olan imam olur” ifadesi gelmiştir.
Ata, İmam Malik, Evzai, İmam Şafii ve Ebu Sevr ise şöyle demişlerdir: Namaz için yeterli kadar kıraat edebiliyorsa aralarında fıkıh bilgisi daha fazla olan kişi öncelikle imam olur. Çünkü bir şey bilmeyen kimse dahi namazda iken imamın naibi olarak çekilirken sadece fıkıh bilgisini bilmesi hasebiyle o yere çekilmiştir; çünkü o buna daha evladır. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), öncelikli olarak kıraat bileni takdim etmiştir; çünkü O, en iyi okuyanı ve en iyi fıkıh bilgisine sahip olanı yeğlerdi. Şüphesiz onlar, Kur’an-ı Kerim’i öğrendikleri zaman yanında bir de onun hükümlerini (fıkıh bilgisini) de öğrenirlerdi.
Buna şöyle cevap verilmiştir: Bir defa hadisteki bu lafız, genel anlamda gelmiştir, onun için de umum olarak alınması vacip olur. Zaten bu hadiste gelen ifade şekli, bu yoruma karşı çıkar mahiyettedir. O da: “Eğer kıraatte herkes eşit olursa, sünneti en iyi bilen imam olur.” kavlidir. Yani kıraatle eşit olmaları durumunda aralarındaki fazilet, sünneti en iyi bilmededir. Dolayısıyla kıraati bilen kişinin artı olarak bir de (fıkıh) bilgisine sahibi olması yönüyle burada öne geçmiş olsaydı, bu durumda “eşit olmaları durumunda sünneti en iyi bilen” ifadesini nakletmezdi.
Bir okuyucunun diğerinden daha üstün olma yönü, daha çok Kur’an-ı Kerim’i kimin ezbere bildiğiyle tercih edilmektedir. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem): “Cemaate, Kur’an-ı Kerim’i en çok ezbere bilen kimse imamlık yapsın…”
Kur’an-ı Kerim’in ezberi noktasında da eşit olmaları durumunda, aralarında Kur’an’ı ve irabını en doğru ve güzel şekilde okuyan imamlık yapar. Çünkü bu şekilde daha iyi kari (okuyucu) sayılmış olur. Şayet ikisinden birisi daha çok ezber biliyor, diğeri ise ses-sedası az ancak kıraati iyi ise bunun imamlığa geçmesi daha evladır.
Şayet bunda eşit olurlarsa hicret etmede öncelikli olan imam olur. Bunda da eşit olurlarsa, mesela birlikte hicret etmiş iseler ya da birisi hicret etmemiş ise o zaman yaşı daha büyük olan imam olur. Çünkü geçen hadis-i şerif buna delildir. Bir de Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Yaşça büyük olanınız imamınız olsun.” buyruğu bunu ortaya koymaktadır. Hadis hakkında Buhari ve Müslim ittifak etmiştir.
Hicret yapmış olmasının önceliğinin tercihi gibi, aynı şekilde Müslüman olmasının önceliği de tercih edilebilir. Çünkü Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Önce Müslüman olan imam olur…” buyurmuştur. Çünkü “İslam” hicretten daha şereflidir.
Şayet bunların hepsinde eşit olurlarsa din ve dünya noktasında daha şerefli olanı öne geçer. Bunda da eşit olmaları halinde artık kura çekilir.
İşte tüm bunlardaki öncelik sırası, şart ve vacip değil, sadece müstehap anlamındadır. Nitekim el-Muvaffak şöyle demiştir: Bu konuda ihtilaf edeni bilmiyoruz. Daha faziletli olmayan bir husus öne geçmiş de olsa, bu da caizdir.