"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Birinci Teşehhüd ve Oturuşu

İki rekât kıldığı zaman teşehhüd için oturur. Bu oturuş ve onda icra edilen teşehhüd, tartışmasız şekilde meşrudur. Kuşkusuz halef, bunu selef’ten ve onlar da Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’den olmak üzere mütevatir bir şekilde nakletmişlerdir.

Şayet kılınan namaz akşam yahut da dört rekâtlık bir namaz ise, iki rivayetten birine göre bu durumda hem oturuş hem de teşehhüd yapmak vaciptir. Bu, Leys ve İshak’ın mezhebini oluşturmaktadır. Çünkü Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) bunu yapar, sürekli olarak bununla amel eder ve bunu da emrederdi. Unuttuğu zaman ise sehiv secdesi yapardı. Zira O (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
“Beni nasıl namaz kılar görmüş iseniz, öylece kılınız.”
Ayrıca bu, iki teşehhüdden biridir ve diğeri gibi bu da vaciptir.

Diğer rivayete göre ise bu ikisi vacip değildir. Bu da Ebu Hanife, İmam Malik ve İmam Şafiî’nin görüşüdür. Çünkü bunlar (oturuş ve teşehhüd), unutulması durumunda sehiv secdesi ile telafi edildiği için, tıpkı sünnetler gibi bir konumda sayılırlar.

Bu ikisinin unutulması durumunda namazın sehiv secdesi ile kurtulmuş olması, hacda işlenen mahzurlar sebebiyle –sünnet olmadıkları hâlde– bedel olarak ödenebileceği şeklinde cevaplandırılmıştır.

Bu teşehhüd için icra edilen oturuşun niteliği ve şekli, iki secde arasındaki oturuşun niteliği gibidir. İster namazın sonunda olsun, ister olmasın fark etmez. Bunu Sevri, İshak ve Rey ashabı söylemiştir. Geçmişte zikredilen Ebu Humeyd ve diğerlerinin rivayet ettiği hadis buna işaret etmektedir. Ebu Humeyd’in hadiste ifade ettiği iki teşehhüdün arasını da bizzat kendisi beyan etmiştir. Bu nedenle söz konusu ziyadeyi almak gereklidir.

İmam Malik: “Her halükârda metruk olur.” demiştir.
İmam Şafiî ise şöyle demiştir: “Şayet (namazın) ortasında ise, bu durumda birinci görüşte geçenler gibi olur. Şayet namazın sonunda ise, o zaman durum İmam Malik’in dediği gibidir.”

Teşehhüd için oturduğu zaman, namaz kılanın sol elini sol dizinin üzerine; parmakları kıbleye doğru açık şekilde yayılmış olarak koyması ve sağ elini de sağ dizinin üzerine koyması; parmaklardan küçük olanı ve yanındakini kapatıp, baş parmak ile orta parmağı halka yapıp, şehadet parmağı ile işaret etmesi müstehaptır.

Çünkü bu noktada Vail b. Hucr’un rivayeti yer almaktadır. Rivayete göre:
“Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), sol ayağını yere yayıp oturdu. Sol elini sol dizinin üzerine koydu. Sağ dirseğini sağ dizinin üzerine dayadı. Parmaklarını yumup bir halka yaptı. Sonra da şehadet parmağını kaldırdı, onu hareket ettiriyor ve dua ediyordu.”
Bir başka rivayette ise:
“İki parmağını (küçük parmakla yanındakini) yumdu, baş ve orta parmakla bir halka yaptı ve şehadet parmağıyla işaret etti.”

İbn Ömer’den nakledildiğine göre:
“Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) teşehhüd için oturduğunda, sol elini sol dizinin üzerine, sağ elini sağ dizinin üzerine koydu. Elli üç sayısı şeklinde parmaklarını yumdu ve işaret parmağı ile işarette bulundu.”

Teşehhüdde iken Yüce Allah’ın ismi zikredildiğinde, işaret parmağını kaldırarak işaret eder.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/ikinci-rekat/,https://kutsalayet.de/tesehhudde-tercih-edilen/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız