Namaza başladığı vakit, namazı tamamlama ve kesme noktasındaki niyetinde tereddüt içerisinde olursa, bu geçerli olmaz. Çünkü niyet, kesin olarak azmedip karar vermektir; tereddüt etmek ise bu kesinliği yok eder. Sahih bir niyet barındırmış olsa, sonra da bu niyetini kesmiş olsa, bu geçersiz olur. Bunu İmam Şafiî söylemiştir. Çünkü bu durum, namaz bitmeden önce niyet hükmünü kesmek anlamına geldiği için, o namazı ifsat eder. Tıpkı namazda selâm vermeye niyet etmekle namazdan çıkması gibidir. Zira niyet, tüm namazlarda söz konusu olan bir şarttır ve ortaya çıkan bir durum sebebiyle niyeti kesmekle de —şartını yok ettiği için— o namazı geçersiz kılmış olacaktır.
Ebû Hanîfe ise bunun namazı geçersiz kılmayacağını, çünkü namazın bir ibadet olduğunu ve ona bir şartın girmesiyle geçerliliğini sürdüreceğini, bunun yanında —hac konusunda olduğu gibi— namazdan çıkmaya dair niyet etmekle de onu bozmuş olmayacağını ifade etmiştir.
Buna ise, namazın hac konusundan farklı olacağı, çünkü namazın tersine, haccda iken işlenen mahzurlar ve yasaklar sebebiyle hac ibadetinden kişinin çıkmış olmayacağı şeklinde cevap verilmiştir.