el-Muvaffak şöyle der: Uzun yolculuklarda bir kişinin bineği üzerinde nafile namaz kılması mübahtır. Bu konuda âlimler arasında ihtilaf bilinmemektedir. Bu, namazın kısaltıldığı türden bir yolculukta söz konusudur. Kişi bineği hangi yöne dönmüş olursa olsun, bulunduğu yerde namazını kılabilir. Rükû ve secdeyi ima ile yerine getirir, secdeyi rükûdan daha fazla eğilerek yapar.
Kısa yolculuklara (yani namazın kısaltılmadığı mesafeye) gelince, burada da binekte nafile namaz kılmak serbesttir. Bu görüş Leys, Evzâî, İmam Şafiî ve Rey ehline aittir. Dayanak olarak şu ayet gösterilir:
“Doğu da Allah’ındır, batı da. Nereye dönerseniz Allah’ın vechi oradadır.” (Bakara Suresi, 115)
İbn Ömer bu ayetin nafile namazlar hakkında nazil olduğunu bildirmiştir.
Ayrıca, İbn Ömer’in rivayetine göre:
“Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), vitir namazını devesi üzerinde kılardı.”
Bir başka rivayette ise:
“Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem), yolculuk esnasında, bineği hangi yöne dönmüş olursa olsun, üzerinde farz olmayan gece namazlarını ima ile kılardı.”
Bu rivayet Buhârî ve Müslim tarafından ortaklaşa rivayet edilmiştir ve lafzı Buhârî’ye aittir. Hadiste yolculuğun kısa veya uzun olduğuna dair bir ayrım yapılmamıştır.
İmam Mâlik’e göre ise: Bu ruhsat yalnızca uzun yolculuklara mahsustur. Çünkü bu, yolculuk esnasında verilen özel bir ruhsattır. Namazın kısaltılması nasıl yalnızca uzun yolculuklarda geçerliyse, nafilelerin binekte kılınması da ancak bu tür yolculuklarda câiz olur.
Ayrıca, namazın kısaltılması ve oruç tutmama gibi ruhsatların, ancak yolculukta meşakkat bulunduğunda uygulanacağı belirtilmiş; bu meşakkatlerin de genellikle uzun yolculuklarda söz konusu olacağı vurgulanmıştır.