Yolculukta yürüyerek namaz kılma meselesinde iki farklı rivayet aktarılmıştır:
Yürürken namaz kılması mübah değildir.
Bu görüş, Ebû Hanîfe’nin mezhebidir. Çünkü yürüyerek namaz kılmanın caiz olduğuna dair herhangi bir sahih nakil bulunmamaktadır. Aksine, nakledilen rivayetler böyle bir uygulamayı desteklememektedir. Zira yürürken namaz kılmak, çokça fiille meşgul olmak anlamına gelir (amel-i kesîr) ve bu ardı kesilmeyen bir hareket olduğu için kişi namazından kopmuş sayılır. Bu da namazı geçersiz kılar. Halbuki bineğin üzerinde kılınan namaz bu kapsamda değerlendirilmez. Dolayısıyla yürümeyi, binekte kılınan namaza kıyaslamak doğru değildir. Ayrıca Yüce Allah’ın şu buyruğu delil olarak getirilmiştir:
“Siz de nerede olursanız olun, (namazda) yüzlerinizi o tarafa çevirin.” (Bakara Suresi: 144)
Bu ayet genel bir hüküm içermekte olup, belirli şartlar sebebiyle icmaen terk edilmiştir. Buna göre kıbleye yönelme farzı dışındaki hükümler, genelin gereğine göre değerlendirilir.
Yürüyerek de namaz kılınabilir.
Bu görüş, Atâ ve Şâfiî mezhebine aittir. Bu görüşe göre kişi, namaza başlarken iftitah tekbirini kıbleye yönelerek almalı; rükû ve secdeyi ise yere yapmalıdır. Bu görüşün dayanağı, yolculuk sırasında binekte namaz kılınmasına cevaz verilmesidir. Çünkü binekte namaz kılmaya ruhsat verilmesinin gerekçesi, kişinin kafileden geri kalmama zorunluluğudur. Aynı durum, yürüyen kişi için de geçerlidir. Bu nedenle yürüyerek namaz kılmasına da cevaz verilmiştir.
Ancak birinci görüşte geçen açıklamalar bu görüşe cevap olarak sunulmuş ve yürüyerek kılınan namazın caiz olmayacağı savunulmuştur.