"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Kimler “Su Bulamayanlar” Hükmündedir

Kendisiyle, suyun arasında vahşi bir hayvan, düşman, yangın ya da hırsız bulunan, suya gideceği vakit kendisi, ailesi yahut da malının vb. zayi olmasından korkan kimse su bulamayan, suyu olmayan kimse gibi sayılır. Kim hasta olur da kalkmaya/hareket etmeye güç bulamazsa, kendisine yardımcı olacak kimsesi de yoksa, bu da su bulamayan kimse gibidir.

Bir kuyu bulur da zarar görmeksizin inerek suyunu elde etmeye imkanı olsa ya da kova sarkıtmaya veyahut elbisesini sarkıtarak sonrasında onu sıkacak (suyunu kullanacak) olursa, bunu yapması gerekmektedir. Ama inip de suyu alırken zorlanacak olur ya da kendi nefsine zarar verecek olursa, o zaman su bulamayan kimse hükmünde olur. Bu, Sevri, İmam Şafii ve kendilerine uyanların görüşüdür.

Su, şayet kendisine yakın olur, onu elde edebilmesi mümkünse, ancak onu almaya giderken vaktin çıkmasından korkacak olursa, vakit çıksa dahi suyu koşarak alması ve onu elde etmek için çabalaması gerekir. Çünkü suyu bulan hükmündedir, teyemmüm alması ise caiz olmaz.

Kendisine, abdest alması için su verilirse, onu kabul etmesi gerekir. Zira bunu kullanmaya gücü vardır ve adet gereği bu hususta minnet de olmaz. Suyu bulacak olur da su sahibi onu yerinde misli semeni (değeri) ile satacak olursa yahut da sahibinin suya ihtiyaç duymaması sebebiyle onu az bir ziyade ile satacak olursa, onu satın alması gerekir. Eğer aradaki ziyade çok olursa satın alması gerekmez. Çünkü ziyadesi çok ve fazla olursa, bu durumda onu satın almakla kendi (kesesine) zararı dokunacaktır. Öyleyse fazla paranın miktarı kadar malından çalan bir hırsızdan korkması gibi, fazla para vermesi de gerekli değildir.

İmam Şafii der ki: Zikredildiği üzere, ziyadeyi çok da yapsa az da yapsa, o suyu satın alması gerekli değildir. Buna, “suyu bulan kimse” olduğu şeklinde cevap verilmiştir. Çünkü bir şeyin aynısının değerine güç yetirmek, bedele götürmekten men etmenin aynısına güç yetirmek gibi sayılır. Tıpkı; zıhar kefaretindeki köle konusu gibi.

Yanında eğer su olur da onu (namaz) vaktinden önce dökmüş olur ya da vakitten önce suyun yanından geçmiş olur; o yeri aşmış olursa ve vakit içerisinde su bulunmazsa, o zaman iade etmeksizin teyemmümle namazını kılar. Bunu, İmam Şafii demiştir. Çünkü o suyu döktüğü vakit o suyu kullanması henüz kendisine vacip olmamıştı.

Evzai ise şöyle demiştir: Vakit içerisinde suya kavuştuğunu zanneden bir kimse iade etmez. Aksi halde teyemmüm ile namazını kılar ve namazı da iade etmesi gerekir. Çünkü haddi aşmıştır.

Şayet vakit içerisinde iken suyu döker ya da vakit dahilinde iken suyun yanından geçer, o suyu kullanmaz, bir süre sonra da su olmayacak olursa, işte bu namazın iadesi hakkında iki görüş vardır:

Namazı iade eder. Çünkü namazı abdest ile kılması gerekir, o ise kendi nefsine karşı güç ve imkan bulduğu halde onu geçirmiştir. O zaman vacip halen uhdesinde kalır demektir.
İade etmez. Çünkü şartları oluşmuş olan bir teyemmüm ile doğru bir şekilde namazını eda etmiştir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/teyemmumun-sihhat-sartlari/,https://kutsalayet.de/suyu-unutacak-olursa/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız