"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Yüzü yıkamak

Yüzün yıkanması nass (ayet-hadis) ve icma ile sabittir. Yüzün sınırı; saçın bittiği yerden, uzunlamasına sakal veya çene altına, genişlemesine ise kulakların köklerine kadar olan bölümü teşkil eder. Saçın bittiği yerden kasıt ise; normal saçı olanlar için genel olan saç bitimidir. Dolayısıyla saçı dökülmüş olan ya da saçları yüzüne kadar uzamış kimselerin saç bitimine itibar edilmez. Buna göre genellikle normal saçı olanlarda bulunan saç bitimine göre yıkanılması gerekmektedir.

Zühri ise her iki kulağın yüze dahil olduğu görüşüne sahip olmuştur. Onların yüzle birlikte yıkanacağını kabul eder ve secdede dua ederken işitmenin yüze izafe edildiğini ifade eder. 122 “İki kulak başa aittir.” hadisi ise bunu reddetmektedir. Çünkü açıklamada geçtiği üzere 123 Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) kafasını meshederken iki kulağını da birlikte meshetmiştir; yüzü yıkarken iki kulağını birlikte yıkadığı ise nakledilmemiştir.

İmam Malik şöyle der: “Sakal ile kulakların arasında yer alan bölge yüze ait değildir, yıkanması vacip olmaz. Çünkü ‘yüz’ ifadesi, karşılaşmanın kendileriyle mümkün olacağı bilinen yüz yüze gelmek (muvacehe) anlamına gelir, halbuki bununla yönelmiş olunmaz.” İbn Abdilberr ise; İmam Malik’in bu sözünü söyleyen bir fakih bilmiyorum, demiştir.

İmam Malik’in bu görüşüne şöyle karşı çıkılır: Bir defa karşılaşmanın kendileriyle mümkün olacağı bilinen “yüz” ifadesi, sakalı bulunmayan kimse hakkında söz konusudur. Bu durumda, sakallı olan bir kimse de -diğer yüzler gibi- buna hak sahibi olmuş olur ve o bölgenin yıkanmasının gerekli olacağının belirtilmesi gerekir. Zira bu husus, bir çok insanın gafil olduğu konular arasında sayılır.

Yüz kapsamına “azar” bölümü de girer. Azar: Kulağın sakal yönünden sert çıkıntısına kadar kulak yumuşaklığında (ya da kıkırdağının üzerinde) biten kıllardır. Arız (favori) kısmı da yüze dahildir, burası sakalın kulağa yakın yerinde çıkan ve kulak yumuşaklığının altına inen kıllardır. Çene de yüze dahildir ve sakalın toplandığı (alt) alanı kapsar. İşte bu üç kısmı oluşturan kıllar yüze dahildir ve yıkanması gerekir. Aynı şekilde kaşların, gözlerdeki kirpiklerin, çene ile alt dudak arası kılların ve bıyığın yıkanması da gereklidir.

Tüm bu kıllar, alttan deriyi göstermeyecek kadar sık olursa sadece dış yüzeyinin yıkanması yeterli olur. Şayet alt deriyi gösterecek kadar seyrek iseler, bu durumda altına kadar suyu ulaştırıp yıkamak gerekir.

Yüzün bol suyla yıkanması müstehap görülmüştür; çünkü yüzde birtakım kıllar, tüyler, gözenekler ve kıvrımlar yer almaktadır, bu şekilde bolca yıkanılmasıyla su her tarafına ulaştırılmış olmaktadır. Hz. Ali’den nakledildiğine göre Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in abdest şekli şöyle gelmiştir: “(…) sonra iki elini birden kaba daldırıp su ile doldurarak yüzüne çarptı. Baş parmaklarının birini sağ kulağının, diğerini ise sol kulağının iç kısımlarına soktu. Yüzünü ikinci ve üçüncü yıkayışında da aynı şekilde yaptı. Sağ eliyle bir avuç su alıp yüzüne akabilecek şekilde alnına döktü…”

İmam Ahmed: Yüz, diğer azalara nazaran daha bol suyla yıkanır, demiştir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/abdestte-niyet-etmek/,https://kutsalayet.de/mazmaza-ve-istinsak-yapmak/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız