Hem abdest ve hem de gusül alırken mazmaza ve istinşak yapmak vaciptir. Çünkü her ikisiyle birlikte yüzün yıkanması vacip sayılmıştır. Ağız ve burun yüzden sayıldığı için yıkanılması gerekli görülmüştür. Bu, mezhebin meşhur görüşüdür. Nitekim İbn Mübarek, İbn Ebi Leyla ve İshak da bu görüşü kabul etmişlerdir.
Bu görüşün delili “eş-Şafi” eserinde Ebubekir Gulam el-Hallal’ın, Hz. Aişe’den rivayet etmiş olduğu hadistir. Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Mazmaza ve istinşak yapmak abdest için gereklidir.”
Bunun yanında Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem)’in abdest şeklini aktaran herkes Onun, mazmaza yapıp istinşakta bulunduğunu, buna devam etmiş olmasının, bunların vacip olduğuna işaret etmiş olacağını; çünkü Onun bu şekilde amel etmesinin, Allah’ın kitabında emredilen abdesti bizzat açıklayıp beyan etmiş olacağını, bunun yanında ağız ve burnun, yüze ait olan azalardan sayıldıklarını da belirtmişlerdir.
Buna ek olarak her ikisinin zahiri (azalar) hükmünde olduklarına dair bir delil de şudur: Oruçlu bir kimsenin ağzına ve burnuna yiyecek ve içecek konulduğunda orucu bozulmazken, her ikisinden de kusmuk gelmesinden dolayı oruç bozulmakta ve her ikisindeki necasetten dolayı da yıkanması vacip olmaktadır.
İmam Ahmed’den sadece istinşak’ın (burnun mübalağa ile temizlenilmesinin) vacip olduğu nakledilmiştir. Ebu Ubeyd, Ebu Sevr ve İbn Munzir de bunu söylemiştir. Çünkü Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Kim abdest alacak olursa, burnunu iyice temizlesin.” buyurmuştur.
Diğer bir rivayet ise şöyledir: “Sizden birisi abdest aldığında burnuna su alsın, sonra iyice içini temizlesin.” Buhari ve Müslim ittifak etmiştir. Müslim’de ise: “Kim abdest alacak olursa, burnunu iyice temizlesin.” ifadesi gelmiştir. Bu, bir emirdir ve vücup ifade eder; bunun yanında burun, ağız gibi değildir, devamlı açık bulunmaktadır.
İmam Ahmed’den gelen diğer bir rivayete göre ise mazmaza ve istinşak yapmak gusülde vacip, abdestte ise sünnettir. Sevri ile Rey ehlinin mezhebi de bu istikamettedir. Çünkü gusül alırken bedenin mümkün olduğunca her yeri yıkandığından dolayı bunda, abdestteki gibi birtakım engellere müsamaha edilmez.
İmam Malik ve İmam Şafü ise; Mazmaza ve istinşak yapmanın ne gusülde ve ne de abdestte vacip olmayacağını, sadece sünnet sayılabileceğini belirtmişlerdir. Çünkü Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “On şey fıtrattandır.” buyurmuş ve onlar arasında mazmaza ve istinşakı da zikretmiştir. Zira fıtrat, sünnet demektir. Bu ikisinin fıtrattan olduğunu buyurmuş olması, bunların diğer abdest azalarından farklı bir statüde olduklarını göstermektedir. Kuşkusuz ağız ve burun, batini (iç) azalardan sayılır ve gözlerin içi gibi yıkanmaları vacip değildir.
Buna şöyle cevap verilir: Bir defa mazmaza ile istinşakın fıtrattan sayılmış olması, bunları yapmanın vacipliğini ortadan kaldırmaz. Bu durum, “sünnet olma” konusu gibidir. Çünkü sünnet olma, fıtrattan sayıldığı halde yerine getirilmesi vaciptir. Onların; ağız ve burnun batini azalardan sayıldığına dair sözlerine mukabil -açıklaması geçtiği üzere- bunların zahiri (azalar) hükmünde oldukları da ifade edilmiştir.