Pis bir su, temizle karışmış bulunur ve başka bir suda bulunmayacak olursa, bu durumdaki karışmış kaplar hakkında iki durum söz konusu olur:
Temiz olan miktarın pis olandan fazla olmaması durumu. Mezhep içinde bunun (temiz kısmının) aranıp araştırılmasının caiz olmayacağı hakkında bir ihtilaf yoktur.
Temiz olan miktarın çok olması durumu. Peki, o zaman (temiz kısmını) aramak caiz midir? Bazı arkadaşlarımız, bunu aramanın cevazı görüşüne sahiptirler. Bu, aynı zamanda Ebu Hanife’nin mezhebidir. Çünkü doğrusu, temiz olan suyun isabet etmiş olabileceğidir. Mübahlık yönü ise tercih noktasına geldiğinden dolayı, artık araştırmak caiz olur.
İmam Ahmed’in sözünün zahirinden ise; hiçbir durumda arayıp araştırmanın caiz olmayacağı anlaşılmaktadır. Onun arkadaşlarının büyük bir çoğunluğunun görüşü de bu yöndedir. Müzeni ve Ebu Sevr’in görüşü de budur. Çünkü mazereti mübah kılmayacak bir durum hakkında, mübah olan mahzurlu olan suyla karışmıştır; dolayısıyla da (temiz kısmını) araştırmak caiz olmaz. Bunun yanında necasetin nereye değdiği, bizzat neresini pislettiği ve temiz olan tarafın nerede olacağından emin olunmamaktadır. Öyleyse bu ikisinin de karıştığı suyu terk etmek gerekir ve teyemmüm almak kesinleşir.
İmam Şafü der ki: “Temiz olanı araştırmaya devam eder ve ona göre her iki durumda galip zannına göre abdest de alır. Çünkü abdest, namaz için şarttır; dolayısıyla kıblenin yönünün karıştırılması örneğinde olduğu gibi, sadece bu namaz için temiz olan kısmı araması caiz olur.”
Onun bu sözüne şöyle bir ayrımla cevap verilmiştir: Bir defa kıblenin yönünün araştırılmasında bir sakınca yoktur. Eğer bu kişi, araştırdıktan sonra başka yere doğru namaz kılmış olsa, o namazı baştan iade etmesi gerekmez. Ama bu konu farklıdır.
İbn Macişön şöyle demiştir: “Her ikisinden (temiz ve pis olan) sudan abdestini alır ve onunla namazını kılar. Çünkü bu, onun yakini (kesin) olanla farzı kılmasına imkân vermiş sayılır; zira onu, bunu yapmaya zorlamıştır. Bu, tıpkı temiz olanın, temizlikle karışmış olması durumuna da benzer.” Bu görüş, batıldır; çünkü onu kesin olarak bizzat pisletmiş olduğu ortadadır ve namazını da geçersiz kıldığı icma ile sabittir.
Peki, bu temiz ve pis suyun karışmış olduğu suyu dökmeden önce teyemmüm almak caiz midir? Bu konuda iki rivayet bulunmaktadır:
Caiz değildir. Zira beraberinde, yakini olarak temiz su da bulunmaktadır. Temiz su olduğu için teyemmüm alınamaz; dolayısıyla bunları karıştıracak olur ya da ikisini de dökecek olurlarsa, o zaman teyemmüm almak caiz olur.
Bu tür bir suyu, dökmeden önce teyemmüm almak caizdir. Doğrusu da budur. Çünkü temiz suyu kullanmaya muktedir değildir.
Eğer bu ikisinin karışmış olduğu suyu içmek durumunda kalırsa, ihtilafsız bunları dökmesi gerekmez; bu durumda da şayet ikisi temiz de olsa teyemmüm alır zira karışmış olduğuna itibar etmek daha önceliklidir. İçmek isterse su aramaya koyulur ve ona göre temiz olan tarafından içer. Çünkü temiz suyu bulamadığı vakit o pis sudan içmesi mazeretten dolayı mübah olur. O zaman bu suyun daha evla temizleyici olduğunu zanneden kimseye ne demeli?
Suyun araştırılması ve araştırılmaması hakkında zikredilenler, bu ikisinin (karışmış olan temiz ve pis suyun) mevcut olmaması durumunda söz konusudur. Ama ikisinin dışında temiz bir su varsa, o zaman onunla temizlenip abdestini alır. Bu durumda, su araştırması ve teyemmüm alması da caiz olmaz. Bunda ihtilaf da yoktur.