Yünün ilk kırkımı, hem Eretz Yisrael’de hem de yurtdışında, Tapınak varken de yokken de geçerlidir, ancak yalnızca sıradan hayvanlar (hullin) için geçerlidir, adanmış (mukdashin) hayvanlar için değil. Kol, yanaklar ve işkembe bakımından, yünün ilk kırkımına göre daha sıkı hükümler vardır; çünkü kol, yanaklar ve işkembe hem sığır hem de koyun için, az ya da çok olması fark etmeksizin geçerlidir; ama yünün ilk kırkımı sadece dişi koyunlarda ve yalnızca çok sayıda hayvan için geçerlidir.
Peki, “çok sayıda” nedir? Beit Şammai şöyle der: İki koyundur; çünkü Yeshayahu’da “Bir adam bir düve ve iki koyunla geçinir” (Yeşayahu 7) diye yazılmıştır. Beit Hillel şöyle der: Beş koyun; çünkü Şmuel’de “Beş kesilmiş koyun” (Şmuel Alef 25) diye yazılmıştır. Rabbi Dosa ben Harkinas şöyle der: Beş koyun, her biri bir mana ve bir peras (bir buçuk mana) yün verirlerse, yünün ilk kırkımına tabi olurlar. Bilginler ise şöyle der: Beş koyun, ne kadar yün verirlerse versinler bu yükümlülük geçerlidir.
Ne kadar verilir? Yahuda’da beş sela ağırlığında, bu da Celile’de on selaya denk gelir, beyazlatılmış ama kirli olmayan yün olarak verilir; böylece ondan küçük bir giysi yapılabilir. Çünkü şöyle yazılmıştır: “Ona ver” (Devarim 18); bu, anlamlı bir armağan olması gerektiğini belirtir. Eğer yün daha boyanmadan verilmediyse, bağışlama zorunluluğu düşer. Eğer yün beyazlatıldı ama henüz boyanmadıysa, bağış vermek gerekir.
Bir kişi bir yabancıdan (Yahudi olmayan) koyun yünü satın alırsa, yünün ilk kırkımını vermekle yükümlü değildir. Bir Yahudi arkadaşından yün satın alırsa, eğer satıcı payını ayırdıysa, yükümlülük satıcıya aittir. Ayırmadıysa, alıcı yükümlüdür. Eğer iki tür koyun varsa —örneğin siyah ve beyaz— ve kişi yalnızca siyah olanları, ama beyazları değil; erkekleri ama dişileri değil satın aldıysa, her biri kendi payını verir ve birbirinden yükümlülük devralmaz.