Aşağıdaki kişiler bayram günlerinde tıraş olabilir: Deniz aşırı ülkelerden gelenler, esaretten kurtulanlar, hapisten çıkanlar, daha önce dışlanmış olup bilginler tarafından affedilenler, bir bilgeye danışıp izin alanlar, Nezir (adak adamış kişi) ve cüzzamdan arınarak arınma sürecine başlayanlar.
Aşağıdaki kişiler bayram günlerinde çamaşır yıkayabilir: Deniz aşırı ülkelerden gelenler, esaretten kurtulanlar, hapisten çıkanlar, daha önce dışlanmış olup bilginler tarafından affedilenler, bir bilgeye danışıp izin alanlar. Ayrıca el havluları, berberlerin havluları, sünger havlular; akıntısı olan erkek ve kadınlar, adetli kadınlar, doğum yapan kadınlar ve tüm arınma sürecine girenler için yıkama serbesttir. Diğer herkes içinse çamaşır yıkamak yasaktır.
Aşağıdaki belgeler bayramda yazılabilir: Nişan belgeleri, boşanma belgeleri, alacak senetleri, vasiyetnameler, hediye belgeleri, borç erteleme senetleri (prozbul), değer takdir mektupları ve nafaka mektupları, boşanma reddi ve onay belgeleri, hakem kararları, mahkeme emirleri ve resmi yazışmalar.
Borç senetleri bayramda yazılamaz. Ancak borçlu güven vermiyorsa ya da yazacak yiyeceği yoksa yazılabilir. Kitaplar, tefillin (dua kayışları) ve mezuza bayramda yazılamaz. Hatta bir harf bile düzeltilmez, Ezra’nın (Azara) kitabında bile olsa. Rabbi Yehuda şöyle der: Bir kişi kendisi için tefillin ve mezuza yazabilir ve tsitsit ipi için boyalı ipliği kendi dizine sararak eğirebilir.
Bir kişi bayramdan üç gün önce ölen bir yakını için yedi günlük yas yükümlülüğünden muaftır. Sekiz gün önce ölürse otuz günlük yas da kalkar. Zira şöyle denmiştir: Şabat (haftalık kutsal gün) yas süresine dahil olur ama onu kesmez; bayram ise yas süresini keser ama onun yerine geçmez.
Rabbi Eliezer der ki: Beyt HaMikdaş (Mabet) yıkıldıktan sonra Şavuot Şabat gibidir. Rabban Gamliel şöyle der: Roş HaŞana ve Yom Kippur bayram gibidir. Bilginlerse der ki: Ne biri ne diğeri doğrudur; Şavuot bayram gibidir, Roş HaŞana ve Yom Kippur ise Şabat gibidir.
Yas amacıyla elbiseler yırtılmaz, ayakkabılar çıkarılmaz ve yas yemeği verilmez; sadece ölenin yakınları için yapılır. Yas yemeği sadece dik duran bir yatağın (cenazenin) yanında verilir. Bayramda yas evine tabak, havan ya da sepetle yiyecek taşınmaz; yalnızca sepetle götürülür. Bayramda yas duası yapılmaz, ancak insanlar sıra olup taziyede bulunur ve topluluğu teskin eder.
Yatak sokak ortasında bırakılmaz ki, bu durum ağıtı normal hale getirmesin. Kadınların cenazeleri hiçbir zaman sokakta tutulmaz, onlara saygı gereği. Bayramda kadınlar ağıt söyleyebilir ama el çırpamaz. Rabbi İşmael şöyle der: Cenazeye yakın olan kadınlar el çırpabilir.
Yeni ay günlerinde, Hanuka ve Purim’de kadınlar hem ağıt söyleyebilir hem de el çırpabilir ama koro halinde ağıt yakamazlar. Ölünün defni yapıldıktan sonra ise ne ağıt söylenir ne de el çırpılır. Ağıt, herkesin aynı anda birlikte ağıt söylemesidir. Koro ağıtı ise birinin söylemesi ve diğerlerinin tekrar etmesidir. Yeremya 9: “Kızlarınıza ağıt söylemeyi öğretin, kadınlar komşularına koro ağıtı öğretsin” ifadesine dayanır. Fakat gelecekte şöyle denmiştir (Yeşaya 25): “Ölüm sonsuza dek yok edilecek ve Rab Tanrı tüm yüzlerden gözyaşını silecektir.”