Andolsun, onu apaçık ufukta gördü.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ve (ve) le-kad (andolsun ki) raahu (onu gördü) bi’l-ufuki (ufukta) el-mubin (apaçık)
Mukatil Tefsiri
Yani Peygamber Cebrâil’i doğu tarafında, Mekke dağlarının üzerinde kendi gerçek sûretinde gördü. Ayakları yeryüzünde, başı gökteydi. Bir kanadı doğuya, diğer kanadı batıya uzanıyordu. İnsan sûretinde görünerek: “Ben Cebrâil’im.” dedi ve Peygamber’in yüzünü sıvazladı. “Ben senin kardeşin Cebrâil’im.” demeye devam etti. Peygamber kendine gelince müminler: “Peygamberliğinden beri seni bugün gördüğümüz kadar güzel görmemiştik.” dediler. Bunun üzerine Peygamber: “Cebrâil bana kendi sûretinde geldi; güzelliği beni hayran bıraktı.” buyurdu.
Taberi Tefsiri
Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Muhammed, Cebrâil’i kendi suretinde, şeylerin açıkça göründüğü tarafta, yani güneşin doğduğu doğu tarafındaki apaçık ufukta görmüştür. Mücâhid, “apaçık ufukta” ifadesi hakkında “en yüksek ufukta” demiş ve bunun Ecyâd tarafındaki bir ufuk olduğunu söylemiştir. Katâde, “Biz bunun güneşin doğduğu ufuk olduğunu söylerdik” demiştir. Başka bir rivayette de “gündüzün geldiği ufuktur” demiştir. İbn Zeyd, “Apaçık ufukta onu gördü” ayeti hakkında: “Cebrâil’i apaçık ufukta gördü” demiştir. Ebû’l-Ahvas da bu ayet hakkında: “Cebrâil’i kendi suretinde, altı yüz kanadıyla gördü” demiştir. Âmir’den rivayet edildiğine göre Peygamber Cebrâil’i kendi suretinde yalnızca bir defa gördü. Cebrâil ona genellikle Dihye denilen bir adam suretinde gelirdi. Onu kendi suretinde gördüğü gün ise Cebrâil bütün ufku kaplamıştı; üzerinde yeşil ipek vardı ve inciler asılıydı. İşte Allah’ın “Andolsun, onu apaçık ufukta gördü” sözü budur. Bu ayetin, “Güneş dürüldüğü zaman” suresinde, “Şüphesiz o, değerli bir elçinin sözüdür” ifadesinden “O gayb hakkında cimri değildir” ayetine kadar olan bölümde Cebrâil hakkında, “O gayb hakkında cimri değildir” sözünde ise Peygamber hakkında olduğu zikredilmiştir.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…