"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Tekvir 16

Dönüp saklananlara,

Diyanet Vakfı
15, 16. Hayır! Akıp giden, bir kaybolup bir etrafı aydınlatan yıldızlara andolsun,

Kurtubi Tefsiri
Aka aka yuvalarına geri dönenlere,

“Geri dönüp gelenlere, aka aka yuvalarına geri dönenlere,” bunlar tefsir ehlinin naklettiklerine göre beş parlak gezegendir: Zuhal (satürn), müşteri (Jüpiter), utarid (merkür), merih (mars) ve zühre yıldızlarıdır. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır. Bu Ali (k.v)’den de rivâyet edilmiştir. Diğer yıldızlar arasında özellikle sözkonusu edilmeleri iki şekilde açıklanmıştır. Birincisine göre; bunlar, güneşe dönüktürler. Bu açıklamayı Bekr b. Abdullah el-Müzeni yapmıştır. İkincisine göre bunlar, saman yolunu katettikleri için sözkonusu edilmişlerdir. Bu açıklamayı da İbn Abbâs yapmıştır.

el-Hasen ve Katade dedi ki: Bunlar hem gündüzün, hem de battıkları vakit görünmeyen yıldızlardır. Ali (radıyallahü anh) da böyle demiştir: Bunlar, gündüzün görünmeyen, geceleyin çıkan yıldızlardır. Battıkları vakit de görünmeyen yani gizliliklerinden dolayı gözün göremeyeceği bir halde olup. görülemeyen yıldızlardır.

es-Sıhah’da şöyle denilmektedir: Bütün yıldızlar” demektir. Çünkü bunlar, batışları esnasında saklanırlar. Yahutta gündüzün saklandıkları için onlara böyle denilmiştir.

Sabitler dışında kalan gezegen yıldızlardır, diye de açıklanmıştır.

el-Ferrâ’, yüce Allah’ın:

“Artık başka söze gerek yok. Andederim geri dönüp gelenlere” âyeti hakkında şunları söylemektedir: Burada kastedilenler beş gezegendir. Zuhal, müşteri, merih, zühre ve utarid yıldızlarıdır. Çünkü bunlar, akıp gittikleri yerlerinde (yörüngelerinde) saklanır ve gizlenirler. Yani ceylanın mağarada saklandığı gibi gizlenirler. Buna da: denilir.

Bunlara bu ismin veriliş sebebinin, geri kalmaları olduğu da söylenmiştir. Çünkü bunlar bir dönen, bir doğru hareket eden, hareketlerinde intizam bulunmayan gezegenlerdir. Geri kaldı, kalır” anlamında; Onu geride bırakıp gitti” demek olduğu da söylenmiştir. Burnun burun yumuşakları tarafında azıcık bir yükseklikle birlikte içeriye gömülü olması” demektir, öu şekilde olan erkeğe kadına da; denilir. Bütün ineklerin de burnu böyledir.

Abdullah b. Mes’ûd’un yüce Allah’ın:

“Andederim geri dönüp gelenlere” âyeti hakkında bunlar yabani ineklerdir; dediği rivâyet edilmiştir. Hlişeym, Zekeriya’dan, o Ebû İshak’dan, o Ebû Meysere Amr b. Şurahbil’den şöyle dediğini rivâyet etmektedir; Bana Abdullah b. Mesud dedi ki: Siz Arap kimselersiniz.

“Geri dönüp gelenler” ne demektir? Ben: Bunlar yabani ineklerdir, dedim. O: Ben de bu görüşteyim, dedi. İbrahim ile Cabir b. Abdullah da böyle demişlerdir. İbn Abbâs’tan rivâyete göre yüce Allah, yaban ineklerine yemin etmektedir, demiştir. İkrime’nin ondan rivâyetine göre şöyle demiştir: İnekler”; Ceylanlar” demektir. Bunlar insanı gördükleri vakit sinip, geri çekilirler ve yuvalarına girerler.

el-Kuşeyri dedi ki: Buna göre; “Burundaki basıklik”tan gelmektedir, denilmiştir. Bu ise burnun yan taraflarının geniş olması, buna karşılık tümseğinin az olmasıdır. İneklerin ve ceylanların burunları bu şekildedir.

Ancak daha doğru olan bunun yıldızlar hakkında yorumlanmasıdır. Çünkü bundan sonra gece ve sabah sözkonusu edildiğinden yıldızların sözkonusu edilmesi, buna daha uygun düşmektedir.

Derim ki: Yüce Allah ister canlı, ister cansız olsun yaratıklarından dilediği ile kasem edebilir. Her ne kadar bundaki hikmet bizim tarafımızdan bilinmese dahi. İbn Mes’ûd ve Cabir b. Abdullah’tan -ki bunların İkisi de sahabidir- ile en-Nehaî’den rivâyet edildiğine göre; bunlar yabani ineklerdir, demişlerdir. İbn Abbâs İle Said b. Cübeyr’den bunların ceylanlar oldukları rivâyet edilmiştir. el-Haccac b. Münzir’den şöyle dediği nakledilmiştir: Ben Cabir b. Zeyd’e;

“Geri dönüp gelenler” hakkında soru sordum da o şöyle dedi; Ceylanlar ve ineklerdir.

Bununla birlikte yıldızların kastedilmiş olma İhtimali de uzak değildir.

Bunların melekler olduğu da söylenmiştir. Bu görüşü el-Maverdî nakletmiştir,

Kaybolanlar” demek olup, ‘den alınmıştır. Yabani hayvanın içinde saklandığı yuvaya bu ad verilir. Evs b. Hacer dedi ki:

“Allah’ın, bulutunu indir(ip yağmur yağdır)dığını görmez misin?

Beyaz ceylanlar ise yuvalarında sinekler rahatsız ettiği için başlarını hareket ettirmektedir.”

Tarafe de şöyle demiştir:

“Sanki bir arabistan kirazı ağacının iki kanadı onu gölgeler

Yayın bükülmüş yanları(nı andıran omuzları) oldukça güçlü bir sırtın altındadır,”

Şöyle de denilmiştir: Yabani hayvanların barındıkları yerlere gidip, sığınmaları” demektir. Yabani hayvanların ve ceylanların barındıkları (kendisine) sığındıkları yerlere de bu isim verilir. el-A’şa şöyle demiştir;

“Biz kabilenin diyarına varınca, güzel huylular kaldırdı başını;

Vadideki inek sürüsünün barınaklarında başlarını kaldırması gibi.”

(Beyitte “başını kaldırdı” anlamı verilen fiilin ziyadesiz hali olarak): denilir ki: “gündüz saati ilerledi” demektir. Ceylan barındığı yerden kafasını, boynunu kaldırdı” demektir. İmruu’l-Kays da şöyle demiştir:

“Akşam vaktinden biraz geçirdi, sonra tırnaklarıyla başladı

Toprağı eşeleyip kaldırmaya, kaldığı ve barındığı yerden.”

Yuvalar, barınaklar” ile ‘in çoğuludur, Geri dönenler” de; ile ‘in çoğuludur.

“Akanlar” lâfzı da ‘in çoğulu olup, Aktı, akar” fiilinden gelmektedir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/tekvir-15/,https://kutsalayet.de/tekvir-17/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız