Ve meyveler ve otlar.
Diyanet Vakfı
25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32. Şöyle ki: Yağmurlar yağdırdık. Sonra toprağı göz göz yardık da oradan ekinler, üzüm bağları, sebzeler, zeytin ve hurma ağaçları, iri ve sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik. (Bütün bunlar) sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir.
Kurtubi Tefsiri
Meyveler ve otlaklar (bitirdik.)
“Meyveler” insanların incir, şeftali ve buna benzer ağaçların mahsûllerinden yedikleri şeylerdir.
“Ve otlaklar” bunlar da davarların yedikleri otlardır.
İbn Abbâs ve el-Hasen dedi ki:
“Ot” yerin bitirdiği fakat insanların yemediği herşeye verilen isimdir. İnsanların yediklerine: Biçilen şeyler” ismi verilir. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ı övmek sadedinde şairin şu beyitinde de bu anlamdadır:
“Onun çok bereketli bir duası vardır ki, onun rüzgarı sabadır
Onunla yüce Allah ekinleri ve otları bitirir.”
Bu otlara bu ismin veriliş sebebinin, onların (toplanmalarının) maksat olarak gözetilmeleri ve ot olarak toplanmalarıdır. Esasen; ile mana itibariyle aynı şeydir. Şair de şöyle demiştir:
“Bizim aslımız Kays’dır, yurdumuz ise Necd’dir.
Orada ottan faydalanmak da, içilebilir su da bizimdir.”
ed-Dahhak dedi ki: Yeryüzünde biten herbir şey”dir. Ebû Rezîn de böyle demiştir: O bitkidir. Buna İbn Abbâs’ın şu sözü delil teşkil etmektedir. İnsanların ve davarların yedikleri şeylerden olup, yeryüzünde biten her şey”dir.
Yine İbn Abbâs’tan ve İbn Ebi Talha’dan şöyle dedikleri nakledilmiştir: Bu, yaş mahsûllere verilen bir isimdir.
ed-Dahhak dedi ki: Bu, özel olarak samandır. Bu, İbn Abbâs’tan da nakledilmiştir. Şair şöyle demiştir:
“Onların davarlarının otlayacak yerleri yoktur.
Saman, ise onlarda çok az bulunur.”
el-Kelbi dedi ki: Meyvenin dışındaki her türlü bitkiye denilir.
Bir açıklamaya göre “meyve” yaş mahsûller, “eh (mealde otlak)” ise kurularına denilir.
İbrahim et-Teymi dedi ki; Ebû Bekr es-Sıddik (radıyallahü anh)’a “meyve ve otlak”ın tefsiri hakkında soru soruldu da o şöyle dedi: Eğer Allah’ın Kitabı hakkında bilmediğim bir şey söyleyecek olursam, hangi sema beni altında barındırır ve hangi yer beni üstünde taşır?
Enes dedi ki: Ömer b. el-Hattâb (radıyallahü anh)’ı bu âyet-i kerimeyi okuduktan sonra şöyle derken dinledim; Bütün bunların ne olduğunu biliyoruz. Peki “el-ebb” (mealde: otlak) ne demektir? Sonra elindeki bir asayı kaldırıp şöyle dedi: Allah’a yemin ederim ki, kişinin kendisini olmadık zorluklara koşması budur. Ömer’in anasının oğlu! Ebb’în ne olduğunu bilmesen sana ne zararı olur? Sonra şunları dedi: Bu kitapta size açıkça anlatılanlara uyunuz, böyle olmayanları da bırakınız.
Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’dan şöyle dediği rivâyet edilmiştir: “Sizler yedi şeyden yaratıldınız, yedi şeyden size rızık verilir. O halde yüce Allah’a da yedi şey üzerinde secde ediniz,”
Peygamber efendimiz “yedi şeyden yaratıldınız” âyeti ile:
“… bir nutfe kıldık, sonra o nutfeyi alaka kıldık, sonra o alakayı bir parça et… yaptık” (el-Mu’minun, 23/13-14) âyetlerini kastetmektedir. Yedi şeyden rızıklanmakla da yüce Allah’ın:
“Böylece Biz, orada taneler bitiririz. Üzümler… meyveler” âyetine kadar sayılanları kastetmektedir. Daha sonra da “otlaklar” diye buyurmaktadır ki; bu da Âdem oğluna ait bir rızık olmadığını, bunun sırf davarlara has olduğunu göstermektedir. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.