Bir de bakarsın ki onlar yeryüzünün üstündedirler.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Fe-iza hum (bir de bakarsın onlar) bi’s-sahireh (yer yüzündedirler).
Mukatil Tefsiri
Burada “Sâhire”, bu yeryüzünün üzerine serilecek yeni yeryüzüdür. Allah onu bu yerin altından çıkaracaktır. Bu, eskimiş ve yıpranmış bir elbisenin çekilip çıkarılmasına benzer.
İşte: Bir de bakarsın ki onlar dümdüz bir meydandadırlar.
ayetinin anlamı budur. Yani insanlar başka bir yeryüzünde bulunacaklardır. O yerin adı Sâhire’dir.
Taberi Tefsiri
Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: Öldükten sonra dirilişi yalanlayan, Allah’ın onları ölümden sonra diriltmesine şaşan bu kimseler, bir de bakarlar ki “sâhire” üzerindedirler. Buradaki “sâhire”, yeryüzünün üstü demektir. Araplar açık araziye ve yeryüzünün yüzeyine “sâhire” derler. Görünüşe göre buna bu ad, canlıların orada uyuması ve uyanık kalması sebebiyle verilmiştir; böylece içinde bulunan şeyin vasfıyla vasıflandırılmıştır. Ümeyye b. Ebî’s-Salt’ın “Orada kara eti ve deniz eti vardır; onların söyledikleri şeyler de onlar için kalıcıdır” sözü de bu anlamdadır. Zû Kâr günü Nühm kabilesinden birinin atına söylediği şu söz de bu anlamdadır: “İleri atıl ey Mihâc, çünkü bunlar savaşçılardır; tek başına bir piyade seni korkutmasın. Senin varacağın yer ancak sâhire toprağıdır; sonra çürümüş kemikler olduktan sonra hâfireye dönersin.”
Tefsir ehli “sâhire”nin anlamı hakkında ihtilaf etmiştir. Bir kısmı bizim söylediğimiz gibi açıklamıştır. İbn Abbas, “Bir de bakarsın ki onlar sâhire üzerindedirler” ayeti hakkında: “Yeryüzü üzerindedirler” demiş ve Ümeyye b. Ebî’s-Salt’ın “Bizde deniz avı ve sâhire avı vardır” anlamındaki şiirini zikretmiştir. İkrime de “Sâhire yeryüzüdür. ‘Onların deniz avı ve sâhire avı vardır’ sözünü işitmedin mi?” demiştir. İbn Abbas’tan başka bir rivayette de “sâhire”nin “yeryüzü” anlamına geldiği nakledilmiştir. İkrime, başka bir rivayette şöyle demiştir: “Bir de bakarsın ki onlar yeryüzünün yüzündedirler.” Sonra Ümeyye b. Ebî’s-Salt’ın “Orada sâhire eti ve deniz eti vardır” sözünü delil getirmiştir. Hasan da “Bir de bakarsın ki onlar sâhire üzerindedirler” ayeti hakkında: “Yeryüzünün yüzündedirler” demiştir. Mücâhid, “sâhire” için “düz ve açık yer” demiştir. Katâde ise şöyle demiştir: “Diriliş bu topluluğun gözünde uzak görününce Allah şöyle buyurdu: ‘Fakat o, yalnızca tek bir haykırıştır; bir de bakarsın ki onlar sâhire üzerindedirler.’ Yani, daha önce yerin içinde iken bir de bakarsın ki yerin üstündedirler.” Ma‘mer’in Katâde’den rivayetinde de şöyle denilmiştir: “Bir de bakarsın ki kabirlerinden çıkıp yeryüzünün üstüne çıkarlar. Yeryüzü sâhiredir.” Saîd b. Cübeyr’den de “sâhire”nin yeryüzü olduğu rivayet edilmiştir. Dahhâk da “Yeryüzünün yüzü” demiştir. İbn Zeyd ise şöyle açıklamıştır: “Sâhire, yeryüzünün sırtıdır; onun üstüdür.”
Başka bazıları ise “sâhire”nin yeryüzünde bilinen belli bir yerin adı olduğunu söylemiştir. Osman b. Ebî’l-Âtike’den rivayet edildiğine göre bu, Hassân dağı ile Erîhâ dağı arasındaki bölgedir; Allah onu dilediği şekilde genişletir. Süfyân da “sâhire” hakkında: “Şam’da bir yerdir” demiştir. Başka bazıları ise bunun bilinen belli bir dağ olduğunu söylemiştir. Vehb b. Münebbih’ten rivayet edildiğine göre “sâhire”, Beytülmakdis’in yanında bulunan bir dağdır. Başka bazıları ise bunun cehennem olduğunu söylemiştir. Katâde’den gelen bir rivayette “Bir de bakarsın ki onlar sâhire üzerindedirler” ayeti hakkında: “Cehennemdedirler” denilmiştir.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…